Araştırmacı, Yazar

ANASAYFA
BİZE ULAŞIN
AMACIMIZ
KUR'AN DİNLE
KİTAPLARIMIZ
DERS VİDEOLARI ARŞİVİ
NOT DEFTERİ
Soru: Sorumu bir misalle anlatayım. Allah bir adamı yaratırken ne yapacağını biliyor; kötülükler mi yapacak iyilikler mi? Mesela, bir adamı yaratırken bile Allah, o adamın sonunun iyi mi yoksa kötü mü olacağını biliyor. Madem ki Allah, önceden biliyor, kul da Allah'ın bildiği bu şeyi kendi iradesiyle değiştiremez sanırım... Yada şöyle izah edeyim. Allah kulunu yaratırken yapacaklarını bildiği için, sonunun neresi olduğunu da bilir. Peki kul, dünyada iyi işler yaparak Allah katındaki sonunu değiştirebilir mi?
Bağlantı | kategori: SİZİN SORDUKLARINIZ | tarih: 26/11/2012 | Yorum(1) | Yorum yaz
Arapça’da رأسماليّة diye ifade edilen kapitalizm sistemi, demokrasiden tamamen ayrı bir sistem değildir. Bu iki sistem birbirini tamamlayan bir bütünün iki boyutudur. Kapitalizme hareket özgürlüğünü meclis ve senatolarda çıkardığı kanunlarla demokrasi verir. Liberal demokrasi, kapitalizmin siyasi yönünü teşkil ederken; kapitalizm de liberal demokrasinin ekonomik yönünü teşkil eder. Kapitalizm kavramı üzerinde bir nebze durmamız meselenin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacaktır: “Kapitalizm; Batı dünyasında feodalizmin çöküşünden bu yana egemen olan ekonomik sistem, anamalcılık, sermayecilik, serbest piyasa ekonomisi, serbest girişim ekonomisi adlarıyla da anılır. Liberal sistem, serbest ticaret, karma ekonomi deyimleri de kapitalizmi belirtir. Kapitalist ekonominin temel özelliği üretim araçlarının büyük çoğunluğunun özel ellerde bulunması ve üretimle gelir bölüşümüne önemli ölçüde piyasaların işleyişinin yön vermesidir.
Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 26/11/2012 | Yorum(0) | Yorum yaz
Kumar; şans ve beceri ile bir yarışma ya da belirsiz bir olayının sonucu üzerine bahse tutuşmaktır. Kumar, türü ve şekli itibariyle toplumlara göre değişiklik gösterse de esas itibariyle haksız kazanç, mal ve zaman israfı, irade zâfiyeti ve toplumsal çözülme gibi bir çok sorunlara yol açtığı için temel ahlak öğretileri tarafından yasaklanmış ve kınanmıştır.
Bağlantı | kategori: FIKIH | tarih: 26/11/2012 | Yorum(0) | Yorum yaz
Bahse tutuşmak ya da diğer bir ifadeyle iddiaya girmek haramdır ve kumarın bir çeşi-didir. Bahis, bir iddia üzerine sözü doğru çıkan kişinin kazanacağı bir şeyi ortaya koymaktır. İki kişi veya tarafın bir konu üzerinde "senin dediğin doğru çıkarsa ben sana; benim dediğin doğru çıkarsa sen bana şu kadar para ya da şunu vereceksin" şeklinde bahse girmesi câiz değildir. Günümüzde bir şey iddia edene, itiraz eden bir başkası "nesine?" diye bahis teklif eder, iddia sahibi de bir para ya da başka bir bedel ortaya koyar; sonuçta kimin dediği çıkarsa, o kimse ortaya konan bedeli kazanmış olur. Bu, kumar hükmünde olup haramdır.
Bağlantı | kategori: FIKIH | tarih: 26/11/2012 | Yorum(0) | Yorum yaz
Noel (christmas), Hristiyanların Hz. Îsâ’nın doğumu sebebiyle kutlamalar yaptıkları dini bayramlarıdır. Hristiyanların çoğunluğuna göre bu tarih 25 Aralık’tır. 24 Aralık’ta kutlamalara başlanır. Hristiyanların çoğunlukta olduğu ülkelerde Noel tatili, yılbaşı tatili ile birleştirilir. Ortodokslar ise 7 Ocak’ı Noel olarak kutlarlar. Yeni yıl kutlamaları ise eski Romalıların bir âdetidir. Bu âdet, Noel kutlamalarıyla birleştirilerek bugün tüm dünyada yaygınlaştırılmıştır. O günlerde, hindi katliamı, çam ağaçlarını kesmek, Noel baba kostüm ve oyuncakları alım-satımı, parti şapkaları almak, mum yakmak ve hediyeleşmek gibi âdetler uygulanır. Hristiyanlara ait olan Noel bayramı ya da yılbaşı kutlamalarından Müslüman kaçınmalıdır.
Bağlantı | kategori: FIKIH | tarih: 26/11/2012 | Yorum(0) | Yorum yaz
1) Zihnimizi ve kalbimizi meşgul edecek şeylerden uzaklaşmak. Namaz kılınan yerin sessiz, huzurlu ve rûhu arındırıcı bir manevi ortam olmasına dikkat etmek; yoksa, böyle bir ortamı sağlamaya çalışmak.
Bağlantı | kategori: FIKIH | tarih: 26/11/2012 | Yorum(0) | Yorum yaz
Rabbimiz: “Ey iman edenler, Allah’ı çokça zikredin” [2] buyurmaktadır. Abdullah b. Büsr anlatır: Adamın birisi: “Yâ Rasulallah, İslâm’ın nafile ibadetleri bana ağır geldi. Bana, devamlı yapabileceğim bir şey söyle ki ona sımsıkı sarılayım” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah aleyhisselâm: “Dilin devamlı Allah’ın zikriyle ıslak kalsın” [3] buyurdu. Kıyametin önemli alametlerinden birisi olan, ilmin ortadan kaybolup cehâletin artması ve ehil olmayan kişilerin hayatın her sahasında iş başına gelmesiyle İslâm’ın tüm değerlerine saldırılar olmuş ve İslâm’ın bir çok kelimeleri üzerindeki farklı yorum ve yaklaşım tarzları sonucu, insanlar din şemsiyesi altında fırka fırka olmuşlardır. Allah’tan gelen vahyi, Allah ve Rasûlünün iradesine uygun anlamak yerine, kendilerince kolay olanı tercih etmişler ve ayetler ile hadisleri kendi akıl ve anlayışlarına göre yorumlamışlardır. Oysa rahmet sahibi Rabbimiz bizlere bildirdiği buyruklarını bizzat kendisi açıklamış ve hiçbir kimseye dinine ilave ve eksiltmelerle müdahale hakkı tanımamıştır. İçi boşaltılan, manası daraltılan ve diğer dinî vecibelerle ilgisi kesilen Kur’anî kavramlardan birisi de, hiç şüphe yok ki zikir kavramıdır.
Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 26/11/2012 | Yorum(0) | Yorum yaz
Bu yazımızda, son elçi olan Hz. Muhammed aleyhisselâm Efendimize itaat etmenin ve ona ittibâ etmenin farziyeti üzerinde duracağız. Fakat uzun cümleler yerine kısa ve özlü ifadeler seçtik ki, okuyucu sıkılmasın ve meselenin özünü, hakikatini bir çırpıda anlasın. Öncelikle, bu konuda bilgisi olmayanları da hesaba katarak, üzerimizdeki cahiliyye tortularını ve tozlarını silkeleyecek olan, çarpıcı bir Ayet-i Kerime ile söze başlayalım: "Peygambere itaat eden gerçekten Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse; zaten Biz seni onların üzerine koruyucu (gözetleyici) göndermedik." (Nisâ: 80)
Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 25/11/2012 | Yorum(1) | Yorum yaz
“Tekfîr ve Tekfîrcilik Meseleleri 1” başlıklı yazımızda, tekfîr ve tekfîrcilik kavramlarının arasını ayırmıştık, tekfîrciliğin tarihi sürecine dikkat çekerek, tekfîrcilik fitnesinden sakındırmıştık. O yazımızda kullanılan tabirleri doğru anlamakta fayda vardır. Çoğu zaman insanları, ifadelerde geçen kelimelere yüklenen anlamlar şaşırtıyor. Normalde “tekfîr, tekfîr konusu, tekfîr meselesi” gibi ifadeler meşru' tabirlerdir; “tekfîrcilik, tekfîr fitnesi” gibileri mezmûmdur. Kısa ve anlaşılır birkaç noktaya temas etmek gerekirse; -daha önce de belirttiğimiz gibi- tekfîr konusu prensip olarak âlimlere ve ehil olanlara havale edilmelidir. Müslümanlar iman esaslarını bilmeye öncelik vermelidirler. Bu durumda imanın zıddı olan küfrün mâhiyeti ve kâfirlerin sıfatları da anlaşılacaktır. Ama birebir “falan adam kâfirdir” gibi yaklaşımlardan uzak durmak gerekir. Bunun yerine “şu fiili işlemek küfürdür” yaklaşımı daha isabetlidir. Çünkü, akîdevî ilkelerin fertler üzerinde varlığının ya da yokluğunun tespiti, ilim gerektirir. Bedenen ya da rûhen hasta olan bir kimsenin hastalığının ve mâhiyetinin tespit ve teşhisinin tıp bilgisi gerektirdiği gibi.. Nasıl ki, doktor olmayan bir kişiye hastamızı emânet etmezsek ve ehliyetsiz kimsenin tıp bilgisine güvenmezsek; İslâm’ı ve insanı tanımayan, ilmî ehliyeti bulunmayanların da “şu kâfirdir, şu mü’mindir” şeklindeki yaklaşımlarına itibar edilmez!
Bağlantı | kategori: AKAİD-TEVHİD | tarih: 25/11/2012 | Yorum(0) | Yorum yaz
Tekfîr; Müslüman olarak bilinen bir kimsenin Tevhîd akidesine aykırı inanç, söz ve fiillerinden dolayı küfrüne hükmedilmesi demektir. Yani o kimseye “kâfir” demektir. Tekfîrin şartları oluşup, engelleri tamamen ortadan kalktığı bir durumda küfür hükmünü vermek zaruridir. Bu hüküm, aynen Allah’ın diğer hükümleri gibi İlâhî hükümlerdendir. Allah’ın dinine göre kâfire “kâfir”, Müslümana da “Müslüman” demek farzdır. Kâfir’e “kâfir” demek, Müslüman olan bir kişiye “Müslüman” demek gibi bir durumdur. Biz nasıl ki, iman edenleri “Mü’min” ve “Muvahhid” diye isimlendiriyorsak; inancı bozuk olanları da “müşrik” diye isimlendiririz. Fakat ulu orta birilerine kâfir demek doğru değildir! Şuna da dikkat edelim; tekfîr işi, ehliyetsiz kimselerin ağzında sakız olmamalıdır! Çünkü tekfîr meselesini bilmeden yapılan nitelemeler, tekfîrcilik olacaktır. Bu da bir tür hastalıktır! Avamın bu konuyu tam olarak bilmesi mümkün değildir. Belki bir kısım meseleleri bilir ama bu yetmez! Bu konuda cür’etkâr olmaktan sakınılmalıdır! İslâmî ilimleri, İslâm akidesini, usûlü, insanların içinde bulunduğu şartları ancak ilim ehli bilir. Her konuda olduğu gibi; gerekli durumlarda tekfîr konusunda da âlimlere müracaat etmek gerekir.
Bağlantı | kategori: AKAİD-TEVHİD | tarih: 25/11/2012 | Yorum(0) | Yorum yaz

Son Konular • 41- Ashâb-ı Kehf Hakkında (Video)
• 40- Kur'ân'da Peygamberimize 'Ey Muhammed!' Biçiminde Hitap Edilmiş midir? (Video)
• 39- Neyi Fıkhedeceğiz? (Video)
• 38- Muavvizeteyn Hakkında İbn-i Mes'ûd'dan Gelen Rivâyet Meselesi (Video)
• 37- Rızkı Artıran ve Bereketlendiren Etkenler Nelerdir? (Video)
• 36- Kime Uyacağız? Kime İnanacağız? (Video)
• 35- Ey Yolcu, Dünya Bir Ağaç Gölgesi Gibidir! (Video)
• 34- Kelime-i Şehâdet'in İ'râbı (Video)
• 33- Hayata Dair, Hayâtî Öğütler (Video)
• 32- "Arapça'yı Putlaştırmak" Deyimi Üzerine (Video)
• 31- Kime Kulak Vermeli?! -Fıkradan Hisse- (Video)
• 30- Evli Kadınlarla Evlenilir mi?! (Video)
• 29- Seyyid Kutub Âlim midir? (Video)
• 28- Kur'ân'a Uymadığı İddiasıyla İnkâr Edilen Bir Hadîsin Müdâfaası (Video)
• 27- Günümüzde Genelde Yanlış Anlaşılan Bir Âyet - Ra'd: 11 (Video)
• 26- Bedevîden Al Haberi! (Video)
• 25- Mezhepsizlik Dinsizliğin Köprüsüdür! (Video)
• 24- İslâm'da Tevhîd Olmadan Vahdet Olmaz! (Video)
• 23- Rabbin Kim? Rabb Kimdir? (Video)
• 22- Allah'tan Başkasına İbâdet Etmede Cehâlet Mazeret Değildir! (Video)
• Günlük Dua ve Zikirler
• KASİDE-İ LAMİYYE (Şeyhu'l-İslam İbn-i Teymiyye) – Pdf İndir!
• Peygamberler Tarihi Test Bilgi Yarışması - PDF İndir!
• Muhtelif Konularda Kısa Kısa - 5
• "TEVESSÜL VE KABR-İ NEBİ'Yİ ZİYARET" ADLI KİTABIMIZ ÇIKMIŞTIR!
• MUHTELİF KONULARDA İLMÎ NAKİLLER - 1
• NASİHATLER 13
• Dinin Aslında Cehalet Mazeret midir? (PDF Oku/İndir!)
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 4
• Allah Teâlâ, Neden Kur’ân’da Bazı Yerlerde “Biz” Zamiri ile Hitap Buyurmuştur?
• Vâv ve Yâ Harflerinden Önceki Harfi Meftûh Olan Emsile-i Hamse'ye Nûn-u Sakîle'nin Dâhil Olması:
• NASİHATLER 12
• İftiâl (افْتِعَال) Bâbı ile Alâkalı Sarf Kâideleri
Son Yorumlar
sadullah demircioğlu
abdullah bin mesud (r.a.) ‘’sakın
Yusuf Semmak
Bir kardeşimiz, selâmdan sonra; “
Yusuf Semmak
EVET, YİNE SİGARA! Bugün piyas
İbrahim sarıtaş
Allahrazı olsun
Muhammet ****
Bizim din hocamız başınızı örtmek
Ali Özbek
Hocam Allah razı olsun mükemmel b
fatma
ellerinize yüreğinize sağlık cıdd
Mehmet
Bu site "13.45'de mi 13.45'te mi
iclal
elinize sağlık
misafir
Allah razı olsun .
mutluluk
Çok güzel olmuş ellerinize sağlık
hediye
Esselamün aleyküm Yusuf kardeşim.
Yusuf Semmak
SÜNNETTE BÖYLE BİR PAZARLIK ANLAY
mahmut konur
BİR AYET "Mümin kadınlara da bak
Erkan
Allah razı olsun
ismail
bayildim
Yusuf Semmak
NOT: Bir Hristiyanla tartışan bir
Yusuf Semmak
KİMLER SUÇLU? Bir toplumda ins
Yusuf Semmak
SAHÛR VAKTİNİN SON BULMASI VE SAB
ali
Güzel bir anlatım olmuş ALLAH(C.C
Yusuf Semmak
MUHÂCİRLERLE ENSÂR’IN KARDEŞLİĞİ:
Ece
Harika çok teşekkürler
meryemnazyazğan
Çok güzel anlatmışsınız, şimdi ço
Yusuf Semmak
DİLİN, BEYÂNIN, OKUMANIN, YAZMANI
Yusuf Semmak
Bir meâlde şöyle geçiyor: "Bunun
Yusuf Semmak
“Mütevâzı’, mutevazı” (م
Yusuf Semmak
Esmâül Hüsnâ: Yanlış – el-Esmâul
Yusuf Semmak
Müşkül: Yanlış – Müşkil (kapalı,
Yusuf Semmak
Nasılki: Yanlış – Nasıl ki: Doğru
Yusuf Semmak
“MESS”: Değme, dokunma, temas,
Sibel EKİNCİ
Muhterem Hocamız Feriduddin AYDIN
2017
çok detaya girmişsiniz ama tşr
Melek
Çok güzel
© 2012 YUSUFSEMMAK.COM