Geçmişten ibret almazsa kişi, geleceğe ibret olmaktır işi!...
İnsan yaşadıklarından ibret alıp hisseler çıkarmazsa, onun yaşadıklarından ibret alacak kimseler mutlaka çıkacaktır.
İbret alınacak hikâyelerde isimlerin hiçbir önemi yoktur. Kişilere ve olayların teferruatlarına takılanlar, o hikâyelerden alınması gereken mesajı alamazlar. Bu nedenle nostaljilerde isim verilmesini münasip görmüyorum.BİR NOSTALJİ... "EMEKLİLİĞİME ALTI AY KALDI, ..." Geçmişten ibret almazsa kişi, geleceğe ibret olmaktır işi!... İnsan yaşadıklarından ibret alıp hisseler çıkarmazsa, onun yaşadıklarından ibret alacak kimseler mutlaka çıkacaktır. İbret alınacak hikâyelerde isimlerin hiçbir önemi yoktur. Kişilere ve olayların teferruatlarına takılanlar, o hikâyelerden alınması gereken mesajı alamazlar. Bu nedenle nostaljilerde isim verilmesini münasip görmüyorum. Üniversite yıllarında bir yurtta belletmenlik yapıyorum. Günlerden Cuma. Bir arkadaş geldi ve komşu mahallenin imamının selam söylediğini ve mümkünse Cuma hutbesini ifa etmemi rica ettiğini bildirdi. Kısa bir tefekkür sürecinden sonra, hayırlara vesile olması ümidiyle "olur" dedim. Arkadaşın arabasıyla camiye gittik. Önceden tanımadığım imamla merhabalaştık sonra haccdan geldiğini hava değişiminden dolayı rahatsız olduğunu sesinin çıkmadığını, bundan dolayı da hutbe verecek durumda olmadığını ve yardımcı olmamı rica etti. Ben de: "İnşâAllah" dedim. Sonra yanımdan uzaklaştı, belirli bir zaman sonra tekrar yanıma geldi. O esnada ben abdest almakla meşgulüm ve: "Hocam, hutbede ne anlatacaksınız?" dedi. Soru çok tuhaf ve gereksiz gelmişti bana. Gereksiz soruların altında başka niyetler olduğunu düşündüğüm için, net bir cevap vermek istemedim: "Tam karar vermedim, birkaç konu var, hutbede dinlersiniz inşâAllah" dedim. Fakat imamın tatmin olmaya niyeti yoktu. "Ama ne?" dedi. Belki bir daha sormaz ümidiyle, "Kur'an'ı açacağım neresi denk gelirse oradaki Ayetleri anlatacağım" dedim. "Olmaz, hocam" dedi. Allah'ın Ayetlerinin okunmasına olmaz diyordu. Oldukça şaşırdım: "Nasıl olmaz?" dedim. "Emekliliğime altı ay var sikâyet ederler emeklilik sıkıntıya girer" dedi. "Kur'an anlattığın için seni şikâyet edecek adamlara namaz mı kıldırıyorsun?" dedim. "Her tür insan var" dedi. "Cami de mi?" dedim. Sanki şaşırmış gibi, konuşmaya devam ettim ki belki kendisi de düşünür diye... Sonra kendisine: "Sen burada alacağın maaşı düşünüyorsun, gecikecek emekliliği dikkate alıyorsun da, Kur'an'a itiraz edecek adamlara Tevhid'i anlatmayı neden önemsemiyorsun ve geciktiriyorsun" dedim. "Hocam herkesin fikri kendisine, ben namaz kıldırım işime bakarım, zaten altı ayım kalmış emekliliğime" dedi. Gördüm ki adamın derdi din, iman, kitap, tevhid değil; maaş ve emeklilik!... Fakat bütün bunlara rağmen, sesi kısık olduğu için hutbe okumam konusunda ısrar da ediyor. Sanırım benden istediği şeyi kendisi için 'meslekî yardım' olarak görüyor! "Bir şartım var" dedim. "Nedir?" dedi. Hutbeye Mushaf ile çıkacağım; Mushaf’ı herkesin gözleri önünde açacağım, Allah neresini dilerse orayı anlatacağım, tamam mı?" dedim. "Olmaz" dedi. Benden beklentisine karşılık bulamayacağını anlayınca da: "Sanırım hasta halde de olsa, hutbeyi ben versem iyi olacak. Buyurun camiye girelim" dedi. Ben de kendisine: "Kur'an'ın anlatılmasından korkan sizin gibi bir kişinin arkasında sizce namaz kılınır mı?" dedim. "Tercih sizin" dedi. Ben de akidemden kaynaklanan tercihimi, onun için Allah'tan hidâyet istemek ve müsaade alıp oradan uzaklaşmak istikametinde kullandım. Hem de yurt ile cami arası kilometrelerce uzak olmasına rağmen dönüşte yürüme sporu yapmış oldum. Emekliliğine yakın bir dönemde hacca gidip anasından doğduğu gün gibi ak-pak olduğunu düşünen bu amca, altı ay sonra da emekli olunca yan gelip yatarak maaşların keyfini sürmenin hayali ile bir dünya kurmuş kendi iç âleminde!... Ama Allah'ın huzuruna gidince, Allah'a nasıl karşılık vereceğine dair şu an bir endişesi yok! Sanırım ya ölümü kendisinden uzak görüyor ya da ölmeden tevbe ederim diye düşünüyor! Rabbim şeytana aldananlardan etmesin. Emekli oluncaya kadar imamlık yapacaksın ama insanlara Kur'an anlatmayacaksın! Allah'ın kullarına Kur'an anlatılmayacaksa geriye anlatacak ne kalır ki? Şu anda hayatta mıdır bilmiyorum ama hayatta ise cân-ı gönülden hidâyetini diliyorum... Geçmiş anılarımızdan bir hatıra yâd ettik. Bizi, oldukça şaşırtan bu olayı ibret nazarlarınıza sunduk. Genelde insanlar günlük ve hatıra defteri gibi şeyler tutarlar. Bugün şunu yaptım, bunu yaptım, şuraya gittim, falanla görüştüm, tanıştım, buluştum, tartıştım, ayrıldım, unuttum biçiminde kendi yaşadıklarını hayalleri ile süsleyerek manevî bir tatmin ararlar. Yazacak bir şey bulamasalar günlük ile konuşurlar, sayfalarla, satırlarla arkadaş olmaya çalışırlar... Ben öylesini sevmiyorum. Günlük yaşadıklarımızdan ibret alıp kendi lehimize hisseler çıkarabiliyor isek o gün kârdayız demektir. Unutmayalım ki bir kimsenin konuşma tarzı nasıl ki onun kişiliğini gösterir ise, tutulan günlükler de bir kimsenin karakter ve psikolojisini ortaya koyar... Zira insanın fikri ne ise; zikri de yazdıkları da, o olur. En büyük ve ebedî ziyandan sakındırıcı birkaç Ayet-i Kerîme okuyarak, satırlarımıza son vereceğiz: “Şüphesiz, Allah’a olan ahidlerini ve yeminlerini az bir pahaya değiştirenler, işte onlar için âhirette hiçbir nasip yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmaz, onlara (rahmet nazarıyla) bakmaz ve onları temize çıkarmaz. Onlar için acıklı bir azap vardır.” (Âl-i İmrân: 77) Yüce Rabbimizin buyruklarına kulak vermeye devam edelim: “Gerçekten, indirdiğimiz apaçık delilleri ve hidâyeti, Biz Kitap’ta insanlara açıkça bildirdikten sonra gizleyenler var ya; işte onlara hem Allah lânet eder hem de bütün lânet ediciler lânet eder. Ancak tevbe edenler, (durumlarını) düzeltenler, (gizlediklerini) açıklayanlar müstesnâ. Artık onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri çokça kabul edenim, çok merhametli olanım. Şüphesiz ki, (Ayetlerimizi) inkâr edip de kâfir olarak ölenler var ya; işte Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üzerinedir. Onlar sürekli lânet içinde kalırlar. Ne azapları hafifletilir ne de onlara mühlet verilir. İlahınız tek bir ilâhtır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, Rahmandır, Rahîmdir.” (Bakara: 159-163) Rabbimiz, yine şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz ki Allah’ın indirdiği Kitap’tan bir şeyi gizleyip de onu az bir bedele satanlar (var ya); işte onlar karınlarında ateşten başka bir şey yemezler. Kıyamet günü Allah, onlarla konuşmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır. Onlar hidâyete karşılık sapkınlığı, mağfirete karşılık da azabı satın alan kimselerdir. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar! Bu (azap) da, Allah’ın, Kitabı hak olarak indirmiş olması sebebiyledir. Şüphesiz ki, Kitap hakkında ihtilafa düşenler, gerçekten (hak’tan) uzak bir ayrılık içindedirler.” (Bakara: 174-176) Allah’a verdiğiniz sözü az bir dünyalık karşılığında satmayın: “Allah’ın ahdini az bir pahaya satmayın. Çünkü eğer bilirseniz, Allah katında olan (sevap) sizin için (dünya menfaatinden) daha hayırlıdır.” (Nahl: 95) Tevhîd’i kabul etmek, müşriklere ağır gelir: “O, ‘dini dosdoğru tutun, onda ayrılığa düşmeyin’ diye dinden Nûh’a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim, Mûsâ ve Îsâ’ya tavsiye ettiğimizi size de şerîat yaptık. Senin onları kendisine davet ettiğin şey, müşriklere büyük (ağır) geldi. Allah dilediği kimseyi buna seçer ve (yönelip) döneni buna hidâyet eder.” (Şûrâ: 13) Allah’ın tavsiye etmesi, emretmesi anlamına gelir. Yaşadıklarınızın hayırlardan oluşması ve hayırlara vesile olması duasıyla. Sözümüzün sonu; âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdetmektir. |
KATEGORİLER
21.04.2026Salı
Son Yorumlar
Yusuf Semmak ⏳ Ey İslâm Ümmeti! İlk vazi Yusuf Semmak ✍️ Derdin ilimse, im misafir Nice Yusuf Semmak 🔸 Rabbimiz, yolunu kaybed Yusuf Semmak Kadr Gecesi sebebiyle duâ ediyoru Yusuf Semmak Rabbimiz kalan ömrümüzü geçen ömr Yusuf Semmak ☝️ "Tâğûta ibâdet et Yusuf Semmak ✍ Sıla-i rahmin ömrü ve rız Yusuf Semmak BUNLAR HİÇ EŞİT OLUR MU?! 1- " Yusuf Semmak Arkadaşlar, videoyu paylaşalım! Yusuf Semmak Bu konuda üç Âyet-i Kerîme zikred misafir Thankks forr sharing your thought Oğuzhan Admin çok teşekkürler. İsmail Yüce ALLAH cc razı olsun sizden h Yusuf Semmak Ve aleyküm selâm kardeşim. Tâbi Bekir Yetginbal Canım kardeşim selamualeykum GÜN Bekir Yetginbal Ey Rabbim bu kulunun gayretlerini Mahmut Selamünaleykum Yusuf peygamberin Ufuk Çok güzel Şeyma Bu nadide soru ve cevapları için Ahmet Doyurucu bir yorum Teşekkürler Yusuf Semmak Son mısralar/dizeler hep "Lâm" ha Baraa Bence çoooook güzel bir site ali İlmî Arapça Sayfası http://www ali Faydalı Bir Maksud Programı http ali Faydalı Bir Emsile Programı http Yusuf Semmak BU DERSTE İŞLENEN BAŞLICA MEVZULA Derya Atan Ağzınıza, yüreğinize sağlık hocam Firdevs Sevgi inş güzeldit. misafir ⭐⭐⭐⭐& mustafa Abi çook teşekküür ederim Medine Cenetin kapısın geçmek istiyom Yusuf Semmak Namazda Salli-Bârik okurken, Peyg |