Araştırmacı, Yazar

ANASAYFA
BİZE ULAŞIN
AMACIMIZ
KUR'AN DİNLE
KİTAPLARIMIZ
DERS VİDEOLARI ARŞİVİ
NOT DEFTERİ
Bugün, yakın çevrenizdeki Müslümanlar için özel dua, tüm Müslümanlar için ise genel dua ettiniz mi? Bugün, kaç Müslümanı ziyâret ettiniz? Kaç Müslümana nasihat ettiniz? Kaç Müslümandan nasihat istediniz? Bugün, hasta ziyâreti yaptınız mı ya da cenâze için taziyede bulundunuz mu? Çevrenizde cenâze ya da hasta yoksa bir fakiri ziyâret ettiniz mi? Bugün, bir yetimin başını okşayıp, onu sevindirdiniz mi? Bir muhtacı, sıkıntı-sından kurtardınız mı? Bugün, bir kardeşinizin derdiyle ilgilenmek adına azmedip, derdini dinlemeye zaman ayırdınız mı? Bugün, bir fakire veya miskine yemek yedirdiniz mi? Din kardeşinize hediye verdiniz mi?

 

NEFİS MUHÂSEBESİ:

Bugün, yakın çevrenizdeki Müslümanlar için özel dua, tüm Müslümanlar için ise genel dua ettiniz mi?

Bugün, kaç Müslümanı ziyâret ettiniz? Kaç Müslümana nasihat ettiniz? Kaç Müslümandan nasihat istediniz?

Bugün, hasta ziyâreti yaptınız mı ya da cenâze için taziyede bulundunuz mu? Çevrenizde cenâze ya da hasta yoksa bir fakiri ziyâret ettiniz mi?

Bugün, bir yetimin başını okşayıp, onu sevindirdiniz mi? Bir muhtacı, sıkıntısından kurtardınız mı?

Bugün, bir kardeşinizin derdiyle ilgilenmek adına azmedip, derdini dinlemeye zaman ayırdınız mı?

Bugün, bir fakire veya miskine yemek yedirdiniz mi? Din kardeşinize hediye verdiniz mi?

Bugün, -size göre küçük ya da büyük- kaç kişiye sadaka verdiniz?

Bugün, kaç kişiye Allah için tebessüm ettiniz ve Allah rızâsı için güzel söz söylediniz?

Bugün, alırken verirken, dünya alışverişinde kaç kişiye kolaylık sağladınız? Ve kaç kişiyi sevindirdiniz?

Bugün, hayatın debdebesi içinde kaç kez Allah'ı dille zikrettiniz ya da bugün Allah'ı hatırladınız mı?

Ticârette ya da diğer rızık kazanma yollarında kaç kişiye yardımcı oldunuz? Kaç müşteri veya sizden hizmet alanın duasını kazandınız?

Bugün, nefsiniz galeyana geldiğinde ve öfkelendiğinizde kaç kez Allah için sustunuz, Allah için bağışladınız?

Bugün şâhit olduğunuz kaç olayda, Allah için elinizden geldiği kadarıyla Müslümanca bir duruş sergilediniz?

Bugün, kaç kez dükkân ya da tezgâhınızdan Allah rızâsı için ayrılıp, Allah yolunda yürüdünüz; Sırât-ı Müstekîm'i adımladınız?

Bugün, kaç kez tanıdığınız bir Müslümana maddî ve mânevî bir konuda ve ne kadar yardımcı olabilirim diye iç âleminizde muhâsebe yaptınız?

Bugün, Allah için ne yaptık? Ya da -Allah korusun- amel defterimize hangi günahı yazdırdık?

Müslüman, her gününü, hayırlarını artırmak için fırsat olarak görür. Sâlih amellerini artırır ve çokça tevbe eder.

Her gün sayısız ibâdetimiz olması gerekirken; "bugün Allah için ne yaptın?" sorusuna cevap vermekte zorlanırsak, âhirette hâlimiz nice olur?

Bugün, nefsimizi muhâsebe etmezsek; yarın huzur-u mahşerde Allah'a nasıl hesap veririz?

"Hesaba çekilmeden önce, nefislerinizi hesaba çekiniz" ilkesini, kendimize prensip edinmeliyiz.

Bugün biz, hâlimizden memnun değilsek; âhirette napacağız? Bu nedenle nefislerimizi Allah'ın vahyine tâbi kılmalıyız.

Bazıları, şeytana aldanarak ibâdet etmenin önemli olmadığını, önemli olanın kalp olduğunu söyleyerek avunurlar!

İbâdet etmek önemli olmasaydı, Allah bizlere ibâdeti emreder miydi? Kaldı ki, cennete girmenin şartlarından biri de sâlih ameldir...

Sâlih amellerde gevşek davranan bazı Müslümanlar cehennem azâbı görecekler ve cezalarını çektikten sonra cennete girebileceklerdir! Yine de biz, Allah'ın affını umuyoruz. Allah'ın affını umabilecek kimselerin ise, Allah'a asla şirk koşmaksızın huzûr-u İlâhi'ye gidenler olduğunu da çok iyi biliyoruz. Şeytanın en büyük çabası insanlığa bu gerçeği unutturmaktır! "Nasılsa tevbe edersin, Allah affeder" diye düşündürtmektir!

"Benim kalbim temiz" diyenler bilsinler ki; kalbi temiz olan kişi, Allah'a iman eder ve imanının gereği olarak diğer ibâdetleri de işler. İbâdet etmeyenin kalbi temiz değildir! Öyle olsaydı, Allah, bu kalbi temiz insanları neden azaplandırsın ki?! Onları mükâfâtlandırması gerekirdi!

Bilakis Allah, sahîh bir akîde ile iman etseler bile kullarını ibâdetlerden hesaba çekmektedir. Dilediklerini ise, iman sahibi oldukları halde cezalandırmaktadır! İrâde O'nun, hüküm O'nun!..

Hatta şunu söylememiz gerekir ki, ibâdetlerden sorumlu olan kimse, mükellef olan Müslümandır. Kişiye, Müslüman, akıllı ve reşîd olmadıkça "mükellef" denmez ve kendisi için Mahkeme-İ Kübrâ'da terazi kurulmaz ve amellerinden sorgu sual edilmez. Onlar iman etmedikleri için, ebedi azâba müstehak olacaklardır.

Kur'ân, ebedî olarak kaybediş ve ziyân içinde olan bu kimselerden şu şekilde haber vermektedir: "De ki: 'Amelleri bakımından en çok ziyâna uğrayanları size haber vereyim mi? Onlar o kimselerdir ki, dünya hayatında yaptıkları boşa gitmiştir, üstelik kendilerinin muhakkak iyi yaptıklarını zannederler. Onlar Rabblerinin Âyetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr edip amelleri boşa gitmiş olanlardır. Biz kıyâmet günü onlar için hiçbir ölçü tutmayacağız (terazi kurmayacağız). İşte böyle; onların cezası kâfir oldukları, Âyetlerimi yalanladıkları ve peygamberlerimi alaya aldıkları için, cehennemdir.'" (Kehf: 103-106)

İman etmemiş olanlardan ise âhirette ibâdet sorgusu yoktur! Onlar iman etmekle mükelleftir. Teklîf-i İlâhî iman ile başlar.. İnkârcıların ibâdet ehliyeti olmadığına göre; dünyada ibâdetlerle mükellef olanlar ancak Müslümanlardır. İbâdetin esası da imandır. Diğer sorumluluklar imanla başlar.

Peki bütün bunlardan sonra, hangi Müslüman ibâdet işleme konusunda gevşek davranabilir? Ya da ibâdetleri küçük görebilir? Ve hangi insan Allah'a iman ve kulluktan kaçabilir?!

Ayrıca Allah'ın kendisini hangi ibâdetinden sonra affedeceğini kim bilebilir? Bu nedenle Müslüman, ayrım yapmadan tüm ibâdetlerinde titizlik göstermeliyiz!

Allah mü'min kulunu bazen güzelce abdest aldıktan sonra bağışlar, bazen yetimin başını okşadıktan sonra... Bazen bir hayvanı besleyince, bazen bir miskini doyurunca... Bazen bir köşede Allah için gözyaşı dökünce... Bazen tevbe edince, bazen istiğfâr edince, bazen dua edince, bazen de zikredince bağışlar Allah...

Allah'ın affı öyle sonsuzdur ki; kimi ne zaman ve hangi olaydan sonra ve ne sebeple affeder, bilemeyiz. Tüm ibâdetler bizim için mağfiret vesîlesidir. Bunu böyle bilmeliyiz.

Mü'min hayatının her ânını Allah'ın rahmet ve mağfiretini kazanmak için fırsat olarak görmeli ve ecrini artırmak için gece gündüz tefekkür etmelidir!

Mü'minin susması fikret (tefekkür), bakması ibret, konuşması da zikirdir...

Müşriklerin ölüm ânını Rabbimiz şöyle haber veriyor: "Nihâyet onlardan her birine ölüm gelip çatınca (tekrar tekrar şöyle) diyecektir: 'Rabbim, beni (dünyaya) geri gönderin. Belki ben, terk ettiğim (dünya)da sâlih amel işlerim.' Asla! Bu onun söylemiş olduğu (boş) bir sözden ibârettir..." (Mü'minûn: 99, 100)

Bu Âyet, bize açık şekilde iman etmeyenlerin tekrar dünyaya dönmek ve ibâdet etmek istediklerini bildirmektedir. Yani tekrar bir imtihan fırsatı isteyeceklerdir. Dünyadayken, Allah'ın irâdesine başkaldırıp da, "Allah bizi neden imtihân ediyor?" diye itiraz eden kader inkârcıları ve modernistler bu Âyet üzerinde iyi düşünsünler!

Evet, ölüm ânında müşrikler, zâyi ettikleri ömrün ne kadar büyük bir nimet olduğunu geç de olsa anlayacaklardır; ama bu geç kalınmış anlayış, onlara fayda sağlamayacaktır!

Müslüman ise hayatın kıymetini yaşarken bilir ve onu sâlih amellerle değerlendirir..

Âyetteki; "Rabbim beni döndürün" çoğul ifade, ya saygı ve rica ifadesidir ya da kötülerin canlarını alan meleklere yöneliktir.

İmansız ölen kişiler, ölümlerinden cehenneme girinceye kadar hatta girdikten sonra bile Allah'a yalvarıp, geri dönmek isteyeceklerdir. Dünyada kulluk etmedikleri Allah'tan, ikinci bir imtihan şansı isteyeceklerdir. Bu konuya Kur'ân, genişçe yer vermiştir..

Bir tanesini hatırlatalım: "Onları, ateşin başında durdurulup da: 'Keşke, biz (dünyaya) geri döndürülseydik de, Rabbimizin Âyetlerini yalanlamasaydık ve mü'minlerden olsaydık' diyecekleri vakit bir görsen!" (En'âm: 27)

Ama onlar tekrar dünyaya döndürülmeyecek/gönderilmeyecek ve kendilerine ikinci bir fırsat tanınmayacaktır.

Allah'ın rahmet ve adâletini bilmeyen, Allah'ı gereği gibi tanıyıp takdir edememiş olanlar: "İkinci şans verilse belki mü'min olurlardı! Belki önceki hayatlarındaki gibi kötü bir insan olmazlardı" diye düşünebilirler.

Bu fikir ya da itiraza, Allah cevap vermektedir. Öncelikle dünyaya dönüp Âyetlere göre yaşayıp mü'min olma temennisinde bulunanlarla başlayalım.

"Hayır, evvelce gizledikleri şeyler karşılarına çıktı. Eğer geri döndürülselerdi yine kendilerine yasaklanan şeylere geri dönerler. Çünkü onlar şüphesiz yalancıdırlar." (En'âm: 28)

Artık onlar âhirette, dünyadaki küfür ve isyânlarının karşılığını göreceklerdir. Onlar tekrar dünyaya dönseler bile, onların asla iman etmeyecekleri ve yine yasaklandıkları şeyleri yapacakları bildirilmektedir.

Onların "mü'min olurduk" temennileri artık gayba dâir şeyleri âhirette gözleriyle gördükleri içindir. Oysa iman, gayba iman etmeyi gerektirir. Rabbimiz Bakara Sûresinin üçüncü Âyetinde: "Onlar (mü'minler) gayba iman ederler" buyurmaktadır. Gayb; duyu organlarıyla algılanamayan, Allah'ın bildirdiği gerçeklerdir.

Âhirette cehennemi ve Allah'ın azâbını gözleriyle gören kâfirler dünyada iken; gaybı inkâr etmişler ve görmeden Allah'ın sözlerine inanmamışlardır. Tekrar dünyaya döndürülmüş olsalar bile, normal şartlarda yine gaybı inkâr ederler, Âyetleri yalanlarlar... Allah bu gerçeği çok iyi bilmekte ve bildirmektedir.

Kâfirlerin bu tavrı, gayb perdesi gözlerinin önünden kalktığı içindir. O perde örtülse ve kendi hallerine bırakılsalar, yine zevk-ü sefâya dalarlar!

Firavun da ölüm meleklerini karşısında gördüğü zaman şöyle demişti: "...Nihâyet (Firavun) boğulacağı zaman şöyle dedi: 'İsrâîloğullarının iman ettikleri ilâhtan başka bir ilâh olmadığına inandım. Ben de Müslümanlardanım.'" (Yûnus: 90)

Rabbimiz ise, onun bu esnadaki imanını kabul etmemiştir. Kur'ân'a kulak verelim: "Şimdi mi (iman ediyorsun)?! Hâlbuki sen bundan önce isyân etmiş ve fesatçılardan olmuştun." (Yûnus: 91)

Allah, son nefeste, ümitsizlik ânındaki imanı kabul etmiyor! Artık ölümle birlikte imtihân da son bulmaktadır!

Ayrıca ona öğüt almak isteyenin öğüt alabileceği kadar bir zaman (Fâtır: 37) bahşedilmişti ama o dünyada refah içindeyken, uyarıcılara aldırış etmedi.

Yûnus: 91'deki sözler bir görüşe göre Firavun'un içinden geçirdiği ümitsiz duygunun seslendirilmesidir. Yani imanının geçersiz olduğunu o da biliyordu. Kendi vicdânı ona, böyle sesleniyordu. Bu söz; Allah'ın ya da Cebrâîl'in de olabilir. Artık ölüm ve ölüm meleklerinin gözüktüğü esnada iman ve tevbe kapısı kapanmıştır.

Rabbimizin "...Ancak Müslümanlar olarak ölünüz" (Âl-i İmrân: 102) buyruğunda olduğu gibi, "Müslüman" olarak ölmeyi Yüce Mevlâmız hepimize nasip etsin. Her Müslümanın duası şudur: “…Benim canımı Müslüman olarak al ve beni sâlihlere kat.” (Yûsuf: 101) Âmîn.

Yusuf Semmak

Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 24/11/2012 | Yorum(0) | Yorum yaz
YORUM YAZINIZ
İSMİNİZ

E-Posta (Gizli)

Web siteniz

Yorumunuz

Güvenlik kodu
21.04.2026Salı
Son Konular .: 147- İnşikak Suresi (Seri' Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 146- İnfitar Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 145- Alimlerden Birine Soruldu! | Yusuf Semmak
.: 144- Sabah-Akşam Zikirleri | Yusuf Semmak
.: 143- Fecr Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 142- Abese Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 141- Ğaşiye Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 140- Leyl Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 139- Şems Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 138- Fatiha ve 10 Kısa Sure (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 137- Tarık Sûresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 136- Beled Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 135- Nebe Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 134- Hümeze Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 133- Beyyine Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 132- Alak Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 131- Duha Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 130- A'la Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 129- Buruc Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 128- Tekvir Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 127- Hasta İçin Okunacak Dualar! | Yusuf Semmak
.: 126- Her Köşeye ve Her Kişiye Tevhid'i Duyurun! | Yusuf Semmak
.: 125- Ru'yetullah'ı Reddedenlere Reddiye! | Kesitler-3 | Yusuf Semmak
.: 124- Kelime-i Şehadet Nedir? | Kesitler-2 | Yusuf Semmak
.: 123- Tağutu İnkar Etmek İmanın Şartıdır! | Yusuf Semmak
.: 122- Zerre Kadar İman Nedir? | Kesitler-1 | Yusuf Semmak
.: 121- Alın Yazgısı, Kader | Yusuf Semmak
.: 120- İlim Ne İçindir? Kimlere İlim Ehli Denir? | Yusuf Semmak
.: 119- Tekfircilik! | Yusuf Semmak
.: 118- Kur'an ve Sünnet'in Arasını Ayırma! | Yusuf Semmak
.: 117- Tevhid'i Nasıl Anlamalıyız? | Yusuf Semmak
.: 116- Sosyal Medyada Ne Paylaşalım? | Yusuf Semmak
.: NASİHATLER 17
Son Yorumlar
Yusuf Semmak
⏳ Ey İslâm Ümmeti! İlk vazi
Yusuf Semmak
✍️ Derdin ilimse, im
misafir
Nice
Yusuf Semmak
🔸 Rabbimiz, yolunu kaybed
Yusuf Semmak
Kadr Gecesi sebebiyle duâ ediyoru
Yusuf Semmak
Rabbimiz kalan ömrümüzü geçen ömr
Yusuf Semmak
☝️ "Tâğûta ibâdet et
Yusuf Semmak
✍ Sıla-i rahmin ömrü ve rız
Yusuf Semmak
BUNLAR HİÇ EŞİT OLUR MU?! 1- "
Yusuf Semmak
Arkadaşlar, videoyu paylaşalım!
Yusuf Semmak
Bu konuda üç Âyet-i Kerîme zikred
misafir
Thankks forr sharing your thought
Oğuzhan
Admin çok teşekkürler.
İsmail
Yüce ALLAH cc razı olsun sizden h
Yusuf Semmak
Ve aleyküm selâm kardeşim. Tâbi
Bekir Yetginbal
Canım kardeşim selamualeykum GÜN
Bekir Yetginbal
Ey Rabbim bu kulunun gayretlerini
Mahmut
Selamünaleykum Yusuf peygamberin
Ufuk
Çok güzel
Şeyma
Bu nadide soru ve cevapları için
Ahmet
Doyurucu bir yorum Teşekkürler
Yusuf Semmak
Son mısralar/dizeler hep "Lâm" ha
Baraa
Bence çoooook güzel bir site
ali
İlmî Arapça Sayfası http://www
ali
Faydalı Bir Maksud Programı http
ali
Faydalı Bir Emsile Programı http
Yusuf Semmak
BU DERSTE İŞLENEN BAŞLICA MEVZULA
Derya Atan
Ağzınıza, yüreğinize sağlık hocam
Firdevs Sevgi
inş güzeldit.
misafir
⭐⭐⭐⭐&
mustafa
Abi çook teşekküür ederim
Medine
Cenetin kapısın geçmek istiyom
Yusuf Semmak
Namazda Salli-Bârik okurken, Peyg
© 2012 YUSUFSEMMAK.COM