Araştırmacı, Yazar

ANASAYFA
BİZE ULAŞIN
AMACIMIZ
KUR'AN DİNLE
KİTAPLARIMIZ
DERS VİDEOLARI ARŞİVİ
NOT DEFTERİ
Allah'a hamd, Rasûlüne salât-ü selâm olsun. Yaklaşık 2000 yıl öncesinde tarihin en karanlık dönemlerinden birinde mü'min birkaç genç zamanlarının zorba hükümdarının huzurunda -muhtemelen bir gösteri ya da kutlama esnasında- ayağa kalkıp, yerin ve göğün yegâne Rabbinin Allah olduğunu, Allah'tan başkalarına, putlara ya da başka şeylere tapınılamayacağını, Allah'tan başka ilâhlar edinenlerin Allah'a iftirâ ettiklerini haykırıyorlardı. Kur'ân'ı dinleyelim: "(Hükümdarlarının karşısına) dikilip de: 'Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. Biz, O'ndan başkasını ilâh diye çağırmayız. O takdirde gerçekten son derece bâtıl bir söz söylemiş oluruz' dediklerinde Biz, kalplerine sabır ve metanet vermiştik. 'Şunlar şu bizim kavmimiz, O'ndan başka ilâhlar edindiler. Bari onlara dair açık bir delil getirselerdi. Artık Allah'a karşı yalan uyduranlardan daha zâlim kim olabilir?'" (Kehf: 14, 15) Ashâb-ı Kehf'in sayısını ve mağarada ne kadar uyutulduklarını kesin olarak Allah'tan başka kimse bilemez. Bu konudaki bazı rivâyetleri esas alarak değerlendirmeler yapalım.


ASHÂB-I KEHF HAKKINDA:

Allah'a hamd, Rasûlüne salât-ü selâm olsun.

Yaklaşık 2000 yıl öncesinde tarihin en karanlık dönemlerinden birinde mü'min birkaç genç zamanlarının zorba hükümdarının huzurunda -muhtemelen bir gösteri ya da kutlama esnasında- ayağa kalkıp, yerin ve göğün yegâne Rabbinin Allah olduğunu, Allah'tan başkalarına, putlara ya da başka şeylere tapınılamayacağını, Allah'tan başka ilâhlar edinenlerin Allah'a iftirâ ettiklerini haykırıyorlardı. Kur'ân'ı dinleyelim:

"(Hükümdarlarının karşısına) dikilip de: 'Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. Biz, O'ndan başkasını ilâh diye çağırmayız. O takdirde gerçekten son derece bâtıl bir söz söylemiş oluruz' dediklerinde Biz, kalplerine sabır ve metanet vermiştik. 'Şunlar şu bizim kavmimiz, O'ndan başka ilâhlar edindiler. Bari onlara dair açık bir delil getirselerdi. Artık Allah'a karşı yalan uyduranlardan daha zâlim kim olabilir?'" (Kehf: 14, 15)

Ashâb-ı Kehf'in sayısını ve mağarada ne kadar uyutulduklarını kesin olarak Allah'tan başka kimse bilemez. Bu konudaki bazı rivâyetleri esas alarak değerlendirmeler yapalım.

İsimleri: Yemlîhâ, Mekselînâ, Mislînâ, Mernûş, Debernûş, Şâzenûş, Kefeştatayyûş, Kıtmîr. (Allahu A'lem).

İsimleri hakkında başka rivâyetlerde ses/mahrec yönüyle yaklaşık isimler veya farklı isimler geçmektedir. Bunun nedeni, farklı dillerdeki söyleniş farklılıklarından olabileceği gibi, zaman içinde isimlerin farklı telaffuzlarından ya da başka nedenlerden kaynaklanabilir.

Bir rivâyete göre; Ashâb-ı Kehf’in olayı M.S. 250 yılında meydana geldi. Mağarada 197 yıl uyudular sonra M.S. 447 yılında uyandılar. 250+197=447

Ashâb-ı Kehf’in uyanışı, Peygamberimizin doğumundan 124 yıl önce gerçekleşmiştir. 571-447=124

Ashâb-ı Kehf’in uyanışı, Peygamberimizin nübüvvetinden ise 164 yıl önce gerçekleşmiştir. (571+40)-447=164 ya da kısaca 124+40=164 yıl.

Bilindiği gibi, Mekke müşrikleri Ehl-i Kitap ile birlik olup, daha doğrusu onlardan akıl alıp, Peygamberimizi zor duruma düşürmek için üç soru sormuşlardı ki, o soruların cevabını vahiy bilgisine sahip olmayan bir kimsenin bilmesi mümkün değildi. O sorular da, Ashâb-ı Kehf kıssası, Hızır kıssası ve Zü’l-Karneyn hakkındadır. Müşriklerin, Peygamberimize yönelttikleri bu soruların, -Allah daha iyi bilir- bi’setin 6. senesinde olduğunu düşünürsek, Kehf Ashâbının uyanışının üzerinde 170 yıl geçtiğini kabul etmemiz gerekir. Ashâb-ı Kehf’in kıyâmından, Peygamberimize bu suallerin tevcîh edildiği zamana kadar ise 367 yıl geçmiştir. 571+40+6= 617 617-250=367

Kendisine Allah’tan vahiy gelmeyen (Peygamber olmayan) bir kimsenin, 367 yıl önce gerçekleşmiş bir hâdise hakkında doğru olarak bilgi vermesi imkânsızdır. Hem de, Ümmî olan bir kimseden müşrikler bunu hiç beklemez.

Diğer bir rivâyette Ashâb-ı Kehf, M.S. 298 yılında uyuyup, tam 150 yıl uyuduktan sonra, M.S. 448 senesinde uyandıkları kayıtlıdır. Yukarıdaki rivâyetle bu tarihler birbirine yakındır. Uyandıkları sene de yaklaşık olarak aynıdır. Zaten buradaki ihtilâf genelde bu hâdisenin gerçekleştiği tarih ve mağarada ne kadar kalındığı hakkındadır. Yoksa mağara ashâbının uyandıkları tarih, (M.S. 437, 447, 448 gibi) rivâyetlerde birbirine çok yakındır.

Çin'den İspanya'ya kadar, dünyada Ashâb-ı Kehf’in mağarasının kendi sınırları içinde olduğunu iddia eden 33 kentin dördü Türkiye’dedir. Afşin, Selçuk (Efes), Lice, Tarsus. Hangisinin olduğunu Allah daha iyi bilir.

Bu mağaranın, Ürdün sınırları içinde Amman’da olduğu da iddia edilmektedir. Batlamyuslar zamanında Amman "Filadelfiya" olarak adlandırılmaktaydı. Filadelfiya da, Ashâb-ı Kehf’in yaşadığı şehrin adıdır.

Kehf Sûresinin 25. Âyetinde: “Onlar (Ashâb-ı Kehf) mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. (Buna) dokuz daha kattılar” buyurulmuştur. Burada geçen ifade, daha sonra gelen kuşaklardaki insanların tartışmaları ve fikir beyan etmeleriyle ilgilidir. Bu ifadenin üst tarafında da, mağara ashâbının sayıları hakkında tartışıldığını görmekteyiz. Kimileri sayıları üçtür, dördüncüleri köpekleridir, kimileri sayıları beştir, altıncıları köpekleridir demişlerdi. Rabbimiz, bu yapılanın gaybı taşlamak olduğunu bildirdikten sonra, sayıları yedidir, sekizincileri köpekleridir diyenlerin sözlerine yer vermiştir. Sonra da “De ki: ‘Rabbim onların sayısını en iyi bilendir. Onları(n sayısını) pek az kimseden başkası bilemez’” buyurmuştur. (Bkz: Kehf, 22). Bizim dememiz gereken de budur: Onların sayısını en iyi Allah bilir… Kehf Sûresinin 25. Âyeti de, mağaradakilerin ne kadar süre uyudukları hususunda yukarıdaki tartışmanın bir devamıdır. Sayıları konusunda görüşler serdetmenin, gaybı taşlamak olduğu ve onların sayılarını en iyi Rabbimizin bilebileceği açıkça ifade edildikten sonra; onların mağarada ne kadar kaldıklarına dair zikri geçen Âyette, kimileri 300 yıl kaldıklarını, kimileri de 309 yıl kaldıklarını söylemişlerdir, ama Rabbimiz bu konuda da: “De ki: ‘Allah, ne kadar kaldıklarını en iyi bilendir. Göklerin ve yerin gaybı(nı bilmek) yalnız O’nundur…” (Kehf, 26) buyurmuştur. Eğer 25. Âyetteki sözler Yüce Allah’ın kendi sözü olsaydı, bu cümle anlamsız olurdu. İbn-i Abbâs da, 25. Âyette geçen sözün, Allah’ın sözü değil, hikâyenin bir parçası olduğunu söylemiştir. Dolayısıyla mağarada uyuyan o mübârek gençlerin 300 yıl ya da 309 yıl kaldıklarını iddia edemeyiz. İmam Mevdûdî rahımehullâh da benzer açıklamalar yapmaktadır.

Ne kadar hoş ifadeler:

"De ki: Rabbim onların sayısını en iyi bilendir." (Kehf, 22)

"De ki: Allah ne kadar kaldıklarını en iyi bilendir." (Kehf, 26)

Şunun olması kuvvetle muhtemeldir ki: Rabbimiz, 22. Âyette, Kehf ashâbının sayıları hakkında tartışan insanlardan bahsederken, onların üç farklı kanaatlerine yer vermiştir. Bu da dördüncü bir kanaat ileri sürenin olmadığını göstermektedir. Yüce Allah, ilk iki kanaat için "Bu, gaybı taşlamaktır" buyurarak, bu kanaatlerin zayıflığını/yanlışlığını ortaya koymuştur. Gaybı taşlamak; bilgisizce konuşmak demektir. Tıpkı nereye attığını bilmeyen kimsenin atış yapması gibi. Bu kimsenin isabet etme şansı neredeyse hiç yoktur; etse bile, bilerek isabet ettirmemiş olur. Daha sonra da üçüncü görüşü nakletmiştir, ama bu görüş hakkında ilk iki görüş için kullandığı "gaybı taşlamak" ifadesini kullanmamıştır. Dolayısıyla bundan, bu görüşün doğru olduğu sonucu çıkar. Daha sonra gelen, "De ki: 'Rabbim onların sayısını en iyi bilendir'" buyruğu ise, bu gibi durumlarda en güzel tutumun, ilmi, Yüce Allah'a havale etmek olduğuna işârettir. Çünkü bu gibi durumlar hakkında bilgisizce kanaat belirtmeye, ileri geri konuşmaya gerek yoktur. Ama bizler, herhangi bir hususta bilgi sahibi olursak, ona uygun kanaatimizi belirtiriz.

Selef âlimlerinden pek çoğunun ve İmam Mücâhid rahımehumullâh’ın ifade ettiklerine göre; Kehf Sûresinin 25. Âyetinde, mağara ashâbının mağaralarında Allah'ın kendilerini uyuttuğu zamandan, uyandıkları zamana kadar kaldıkları süre haber verilmektedir. Bu süre ay senesi hesabıyla 309, güneş senesi hesabıyla 300 yıldır. Çünkü güneş senesi ile ay senesi arasında yaklaşık 11 gün fark vardır. Güneş yılı takvimi 365 gün altı saattir, ay yılı takvimi ise 354 gündür. Dolayısıyla ay takvimi güneş takviminden yaklaşık 11 gün daha kısadır. Ay senesi ile güneş senesi arasındaki fark her yüz yılda üç yıldır, üç yüz yılda ise dokuz yıldır. Bu sebeple Yüce Allah, Âyette 300 yılı söz konusu ettikten sonra, "(buna) dokuz daha kattılar" buyurmuştur. Yani mağara ashâbının mağarada kaldıkları süreyi Rabbimiz, hem güneş takvimi hesabına hem de ay takvimi hesabına göre haber vermiştir.

Katâde rahımehullâh, Yüce Allah'ın, "Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar, (buna) dokuz daha kattılar" buyruğu hakkında, bu, Ehl-i Kitap'ın kanaatidir. Yüce Allah bu kanaati, "De ki: 'Allah ne kadar kaldıklarını en iyi bilendir'" buyruğu ile reddetmektedir, demektedir. Fakat bazı âlimlere göre, bu yaklaşım tartışılır.

Ashâb-ı Kehf’in, o mağarada 300 yıl kaldığını söyleyenlere göre, bu bir avuç imanlı yiğit delikanlı, zamanlarının tâğûtu karşısında Tevhîdî kıyâmlarını gerçekleştirdiklerinde M.S. 137 idi. Mağaraya sığındıktan sonra 300 yıl uyudular ve 437’de uyandılar. Bu uyanış, Peygamberimizin doğumundan 134 yıl önce, nübüvvetinden 174 yıl önce, Mekkeli müşriklerin, Peygamberimize Ashâb-ı Kehf hakkında soru sormalarından 180 yıl önce gerçekleşmiştir. Ashâb-ı Kehf’in kıyâmından, Mekkeli müşriklerin Peygamberimize mağara ashâbı hakkında soru sordukları zamana kadar geçen süre ise 480 senedir. Ehl-i Kitap, kendisine vahiy gelmeyen bir kimsenin, bu kadar uzun bir süre önce gerçekleşmiş bir hâdiseyi bilemeyeceğini bildikleri için, Peygamberimizi zor duruma düşürmek, köşeye sıkıştırmak için, mağarada uyuyan bu imanlı gençler hakkında soru sormaları için Mekke müşriklerine akıl hocalığı yapmışlardır. Bi’setin 7. yılında müşrikler tarafından kendilerine baskı ve zulümler iyice artan Müslümanların, Habeşistan’a ikinci hicretlerinden önceki yıl içinde Rabbimiz, Kehf Sûresini indirerek, müşriklerin o üç sorusuna cevap vermiştir. Ehl-i Kitap, Peygamberimizi köşeye sıkıştırmak isterken kendileri köşeye sıkışmışlardı ama iman etmek istemeyenin şeytânî bahanesi eksik olmazdı. Hidâyet, ancak layık olanlara ulaşırdı. Rabbimiz, bizleri hidâyetten ve kendi yolundan ayırmasın. Kör gözlere ışık, katı ve karanlık kalplere nur ve hidâyet versin. Yüce Rabbimiz, Ashâb-ı Kehf’e rahmet etsin, onlarla bizi cennette buluştursun. Âmîn.

Yusuf Semmak


Bağlantı | kategori: TEFSİR | tarih: 25/08/2016 | Yorum(0) | Yorum yaz
YORUM YAZINIZ
İSMİNİZ

E-Posta (Gizli)

Web siteniz

Yorumunuz

Güvenlik kodu
21.04.2026Salı
Son Konular .: 147- İnşikak Suresi (Seri' Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 146- İnfitar Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 145- Alimlerden Birine Soruldu! | Yusuf Semmak
.: 144- Sabah-Akşam Zikirleri | Yusuf Semmak
.: 143- Fecr Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 142- Abese Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 141- Ğaşiye Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 140- Leyl Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 139- Şems Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 138- Fatiha ve 10 Kısa Sure (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 137- Tarık Sûresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 136- Beled Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 135- Nebe Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 134- Hümeze Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 133- Beyyine Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 132- Alak Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 131- Duha Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 130- A'la Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 129- Buruc Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 128- Tekvir Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 127- Hasta İçin Okunacak Dualar! | Yusuf Semmak
.: 126- Her Köşeye ve Her Kişiye Tevhid'i Duyurun! | Yusuf Semmak
.: 125- Ru'yetullah'ı Reddedenlere Reddiye! | Kesitler-3 | Yusuf Semmak
.: 124- Kelime-i Şehadet Nedir? | Kesitler-2 | Yusuf Semmak
.: 123- Tağutu İnkar Etmek İmanın Şartıdır! | Yusuf Semmak
.: 122- Zerre Kadar İman Nedir? | Kesitler-1 | Yusuf Semmak
.: 121- Alın Yazgısı, Kader | Yusuf Semmak
.: 120- İlim Ne İçindir? Kimlere İlim Ehli Denir? | Yusuf Semmak
.: 119- Tekfircilik! | Yusuf Semmak
.: 118- Kur'an ve Sünnet'in Arasını Ayırma! | Yusuf Semmak
.: 117- Tevhid'i Nasıl Anlamalıyız? | Yusuf Semmak
.: 116- Sosyal Medyada Ne Paylaşalım? | Yusuf Semmak
.: NASİHATLER 17
Son Yorumlar
Yusuf Semmak
⏳ Ey İslâm Ümmeti! İlk vazi
Yusuf Semmak
✍️ Derdin ilimse, im
misafir
Nice
Yusuf Semmak
🔸 Rabbimiz, yolunu kaybed
Yusuf Semmak
Kadr Gecesi sebebiyle duâ ediyoru
Yusuf Semmak
Rabbimiz kalan ömrümüzü geçen ömr
Yusuf Semmak
☝️ "Tâğûta ibâdet et
Yusuf Semmak
✍ Sıla-i rahmin ömrü ve rız
Yusuf Semmak
BUNLAR HİÇ EŞİT OLUR MU?! 1- "
Yusuf Semmak
Arkadaşlar, videoyu paylaşalım!
Yusuf Semmak
Bu konuda üç Âyet-i Kerîme zikred
misafir
Thankks forr sharing your thought
Oğuzhan
Admin çok teşekkürler.
İsmail
Yüce ALLAH cc razı olsun sizden h
Yusuf Semmak
Ve aleyküm selâm kardeşim. Tâbi
Bekir Yetginbal
Canım kardeşim selamualeykum GÜN
Bekir Yetginbal
Ey Rabbim bu kulunun gayretlerini
Mahmut
Selamünaleykum Yusuf peygamberin
Ufuk
Çok güzel
Şeyma
Bu nadide soru ve cevapları için
Ahmet
Doyurucu bir yorum Teşekkürler
Yusuf Semmak
Son mısralar/dizeler hep "Lâm" ha
Baraa
Bence çoooook güzel bir site
ali
İlmî Arapça Sayfası http://www
ali
Faydalı Bir Maksud Programı http
ali
Faydalı Bir Emsile Programı http
Yusuf Semmak
BU DERSTE İŞLENEN BAŞLICA MEVZULA
Derya Atan
Ağzınıza, yüreğinize sağlık hocam
Firdevs Sevgi
inş güzeldit.
misafir
⭐⭐⭐⭐&
mustafa
Abi çook teşekküür ederim
Medine
Cenetin kapısın geçmek istiyom
Yusuf Semmak
Namazda Salli-Bârik okurken, Peyg
© 2012 YUSUFSEMMAK.COM