Araştırmacı, Yazar

ANASAYFA
BİZE ULAŞIN
AMACIMIZ
KUR'AN DİNLE
KİTAPLARIMIZ
DERS VİDEOLARI ARŞİVİ
NOT DEFTERİ
 HERKES MEDENİ OLMAK İSTER… HİÇ ŞÜPHESİZ HUZUR VE MEDENİYET İSLAM’DADIR.  İNSANLARA, İNSANCA DAVRANMASINI ÖĞRENMEK DE MEDENÎ OLMANIN GEREĞİDİR…  İSLAM YÜCEDİR, ONUN ÜSTÜNDE YÜCELİK YOKTUR!  SAĞLIKLI İLETİŞİM; BÜYÜK HAYIRLARA VE BEREKETLERE SEBEP OLUR.  İNSANLARIN PSİKOLOJİSİNİ DİKKATE ALMAK, EMPATİ YAPMAK VE ONLARI İÇERİSİNDE BULUNDUKLARI ŞARTLARA GÖRE DEĞERLENDİRİP, ANLAYIŞLI OLMAK; MERHAMET VE ŞEFKATİN BİR GEREĞİDİR…  MERHAMET ETMEYENE MERHAMET EDİLMEZ.  KÖTÜLÜK YAPAN KÖTÜLÜK BULUR, İYİLİK YAPAN İYİLİK BULUR.  ACELECİLİK, SABIRSIZLIK, ÖNYARGI, SAPLANTI, KATI KALPLİLİK, SERT DİLLİLİK, MERHAMETSİZLİK, BENCİLLİK, CİMRİLİK, KİBİR VE ZULÜM FİRAVUNLARIN VE KARUNLARIN SIFATLARIDIR…  İYİLİK YAP DENİZE AT, SEMEK BİLMEZSE, HÂLIK (YARATAN) BİLİR.  İYİ OLANLARA HERKES İYİLİK EDER; ÖNEMLİ OLAN, YAPTIĞI KÖTÜLÜKLERİN FARKINDA OLMAYANLARA İYİLİK EDEBİLMEK VE ONLARIN HİDAYETLERİNE VESİLE OLMAKTIR…  SABIR LÜTUF VE İKRAMLARA, ACELECİLİK PİŞMANLIKLARA, ANLAYIŞLI OLMAK İSE SEVGİ VE MUHABBETE VESİLEDİR.

 

بِسْـــــمِ اللهِ الرّحْمَنِ الرّحِيمِ 

EY İNSANLAR! RABBİNİZE İBÂDET EDİN…

İnsanlara yumuşak söz söyleyin!

(İnsanlar arası ilişkilerde dikkat edilmesi gereken evrensel ilkeler)

 

Ø HERKES MEDENİ OLMAK İSTER… HİÇ ŞÜPHESİZ HUZUR VE MEDENİYET İSLAM’DADIR.

Ø İNSANLARA, İNSANCA DAVRANMASINI ÖĞRENMEK DE MEDENÎ OLMANIN GEREĞİDİR…

Ø İSLAM YÜCEDİR, ONUN ÜSTÜNDE YÜCELİK YOKTUR!

Ø SAĞLIKLI İLETİŞİM; BÜYÜK HAYIRLARA VE BEREKETLERE SEBEP OLUR.

Ø RABBİMİZ, HZ. MÛSA VE HZ. HÂRÛN aleyhimesselâm'ı FİRAVUN'A GÖNDERİYOR VE ONA YUMUŞAK SÖZ SÖYLEMELERİNİ EMREDİYOR. (Tâ-Hâ: 43, 44) İNSANI YARATAN VE ONU HERKESTEN DAHA İYİ BİLEN RABBU'L ÂLEMÎN, İNSANIN YUMUŞAK SÖZÜ DİNLEYİP DÜŞÜNECEĞİNİ, BELKİ ÖĞÜT ALIP HİDAYET BULACAĞINI BİLDİRMEKTEDİR. ALLAH; ZÂLİMLİĞİ İLE TARİHE GEÇMİŞ BİR TÂĞÛT OLAN FİRAVUN'A DAHİ YUMUŞAKLIKLA HİTAP EDİLMESİNİ EMREDERKEN, KENDİ HALİNDE MAZBUT BİR HAYAT YAŞAYAN, İYİ NİYETLİ İNSANLARA KABA DAVRANILMASINDAN HİÇ RAZI OLUR MU? GÜZEL SÖZLÜ VE GÜLER YÜZLÜ OLMAKTAN KORKMAYALIM. BU SIFATLAR TAKVÂ EHLİNİN SIFATLARIDIR. AYRICA ŞİRK İÇERİSİNDEKİ İNSANLARA 'ALLAH İÇİN' GÜLÜMSEMEK VE TATLI SÖZ SÖYLEMEK 'TAVİZ' DEĞİLDİR! TAVİZ; HAK OLAN BİR MESELEYİ AÇIKLAMAYIP GİZLEMEK, DEĞİŞTİRMEK VE ALLAH'IN DEDİĞİNİN YERİNE NEFİSLERİN ARZULARINI KOYMAKTIR! DİĞER BİR İFADEYLE TAVİZ; İSLAM DİNİNDEN İSTEDİĞİNİ ALMAK, İSTEMEDİĞİNİ TERK ETMEK ANLAMINA GELİR. RABBİMİZ ŞÖYLE BUYURMAKTADIR: "YOKSA SİZ KİTABIN BİR KISMINA İNANIYORSUNUZ DA BİR KISMINI İNKÂR MI EDİYORSUNUZ?" (Bakara: 85)

Ø İNSANLARIN PSİKOLOJİSİNİ DİKKATE ALMAK, EMPATİ YAPMAK VE ONLARI İÇERİSİNDE BULUNDUKLARI ŞARTLARA GÖRE DEĞERLENDİRİP, ANLAYIŞLI OLMAK; MERHAMET VE ŞEFKATİN BİR GEREĞİDİR…

Ø MERHAMET ETMEYENE MERHAMET EDİLMEZ.

Ø KÖTÜLÜK YAPAN KÖTÜLÜK BULUR, İYİLİK YAPAN İYİLİK BULUR. KÖTÜ SÖZ KÖTÜLÜKTÜR; UNUTMAYALIM Kİ, KAVGA BİLE DİL İLE BAŞLAMAKTADIR!

Ø ACELECİLİK, SABIRSIZLIK, ÖNYARGI, SAPLANTI, KATI KALPLİLİK, SERT DİLLİLİK, MERHAMETSİZLİK, BENCİLLİK, CİMRİLİK, KİBİR VE ZULÜM FİRAVUNLARIN VE KARUNLARIN SIFATLARIDIR…

Ø İYİLİK YAP DENİZE AT, SEMEK BİLMEZSE, HÂLIK (YARATAN) BİLİR.

Ø İYİ OLANLARA HERKES İYİLİK EDER; ÖNEMLİ OLAN, YAPTIĞI KÖTÜLÜKLERİN FARKINDA OLMAYANLARA İYİLİK EDEBİLMEK VE ONLARIN HİDAYETLERİNE VESİLE OLMAKTIR…

Ø SABIR LÜTUF VE İKRAMLARA, ACELECİLİK PİŞMANLIKLARA, ANLAYIŞLI OLMAK İSE SEVGİ VE MUHABBETE VESİLEDİR.

Dünyada milyonlarca değer yargıları, fikirler, felsefeler, kuruntular, kanaatler, gelenekler, kurallar ve ideolojiler bulunmaktadır. Fakat buna rağmen, herkes şu gerçek üzerinde ittifak etmiştir ki, hak tektir. Her fikir ve kanaat sahibi, haklı olanın kendisi olduğunu iddia etmekte ve buna inanmaktadır...

Sözün burasında, birkaç tane Ayet-i Kerime’yi hatırlatalım:

“De ki: ‘Amelleri bakımından en çok ziyana uğrayanları size haber verelim mi?’ ‘Onlar, iyi iş yaptıklarını zannettikleri halde dünya hayatındaki çabaları boşa çıkanlardır…’ ” (Kehf: 103, 104)

“…Şeytan onlara amellerini süslü gösterdi de onları (doğru) yoldan alıkoydu…” (Ankebût: 38; Neml: 24)

“Onlara: ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın’ denildiği zaman: ‘Biz ancak ıslah edicileriz’ derler. Dikkat edin, şüphesiz ki onlar fesat çıkaranların tâ kendileridir. Fakat farkına varamazlar.” (Bakara: 11, 12)

 Objektif bir bakış açısıyla söylemek gerekirse, milyarlarca insana göre; kendileri gibi düşünmeyenler yanlış yolda, kendileri ise doğru yoldadırlar. Rabbimizin de buyurduğu gibi, şeytanın kendilerine amellerini süslü göstermesi nedeniyle, doğru yoldan sapmış pek çok insan vardır ki, onlar yaptıklarını güzel sanmaktadırlar. Onlar yeryüzünde fesat çıkarırlar ama kendilerini "ıslah ediciler" olarak nitelendirirler.

Vakıa böyle olduğuna göre, Allah’ın rızasını arayan bir kimse hakkı nasıl bulacak? Kafasını kurcalayan pek çok soruya nasıl yanıt bulacak?

Hakkın kaynağı kimdir? Hak nedir? Hakkın ölçüsü nedir? Hakkı hak bilmenin çerçevesi nasıl olmalıdır? Zaman ve zeminle sınırlı olmaksızın, tüm insanlık için genel geçer esaslar var mıdır, varsa onlar nelerdir? Bu evrenin sahibi, kullarının nasıl yaşayacaklarını bildirmiş midir, bildirmişse o buyruklar nelerdir? Allah, bizlerden nasıl bir itikâd istemektedir? Allah'ın kesinlikle yasakladığı şeyler nelerdir, emrettiği şeyler nelerdir? Allah, ahirette neleri bağışlar, neleri bağışlamaz? Nasıl bir Allah'a inanıyoruz, Allah'ın isim, fiil ve sıfatları nelerdir? Cennet ve cehennem kimler için hazırlanmıştır ve nasıl yerlerdir? 

 Bu ve benzeri sorulara her insan kendi inancına göre cevap vermektedir. Dünyanın neresinde ve hangi asrında olursa olsun, herhangi bir soruya cevap vermeyen bir insan düşünmek neredeyse imkânsızdır. Önemli olan, bir soruya karşılık olarak bir takım şeyler söylemek değildir. Öyle olsaydı, boş ve gereksiz konuşmaların ödüllendirilmesi gerekirdi. Haddizatında herkes bilir ki, boş konuşmaktansa ve patavatsızlık etmektense susmak daha hayırlıdır. İnsanlar, gereksiz ve çok konuşanları değil, az ama yerinde konuşanları severler. O halde bizim aradığımız şey, her soruya bilgisizce cevap vermeye cüretkâr olma hali ve bu halin neticesi olan değer yargıları değildir. Bilâkis insanlığın muhtaç olduğu ve büyük bir iştiyak ile aradığı ve sonuçta kesintisiz hazineleri elde etmesine vesile olacak şey; insanlık ve yaratılış gerçeğine kayıtsız kalmadan, insanların ortak soruları için doğru cevapları aramaktır. Bu da ancak yaratılışın faili olan; şu uçsuz bucaksız evrenin, tüm canlıların ve insanların yaratıcısı olan Allah'ın bu konuya karşılık olmak üzere verdiği cevabı bulmaktır. Farklı inançlara ve dinlere mensup sayısız insanın bulunduğu ve bulunacağı bir dünyada bu çok önemlidir.

Hakkı bilmek kadar bildirmek de mühimdir. Tabir-i caizse, büyük bir hazinenin haritasını bulan bir adam cimrilik yapmayıp o serveti başkalarıyla da paylaşmalıdır. Bu öyle bir servettir ki sevgi gibidir. Paylaştıkça çoğalan bir değerdir. Bu öyle bir berekettir ki, bir tek tohum ya da tane gibidir. Herkes yararlansın ve yesin diye toprağa bir kaç tane tohum atarsın ama karşılığında sayısız ürünler alırsın. Hiçbir kimse bu zenginliği ve bereketi hapsedemez, saklayamaz. Zira cimrilik ederse ortada ne sevgi kalır, ne de bereket kalır! İşte İlâhî buyrukları -bidayet itibariyle toprak kardeşlerimiz olan- tüm insanlığa ulaştırmak, Allah'ın bize lütfettiği hazineleri onlarla da paylaşmak ve hep birlikte büyük bir servet elde edip, onlarla nihayette de kardeş olmayı yani İlâhî rızayı ve cennetleri elde etmeyi arzulamak gerekir. İnsanın amacı bu olmalıdır. Bu, yaratılışın ve medeni olmanın bir gereğidir. Sevmemek, nefret etmek, kin beslemek, yardım etmemek ve güzellikleri paylaşmamak; ilkellik, vahşilik ve yabani olmak demektir. Dünya hayatını, ebedi hayatın güzelliklerini kazanmak için bir fırsat olarak görmeliyiz. Kâinatın sahibi olan yüce Allah tarafından bize verilmiş olan bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz. Bu büyük serveti elde etmek için birbirimizle didişmek yerine, birbirimize yardımcı olmalıyız. Bu, aklın zaruri bir sonucudur.

 Paylaşmasını bilmeyenler mahrum kalırlar. Cimriler, bereket ve rahmetten uzak olurlar. “Ben, ben…” demek yerine, “biz” demeliyiz. Tüm insanlığın hayrını istemeliyiz. Hiçbir şeyi uzak görmemeliyiz, hiçbir şeyi de çok yakın sanmamalıyız. Küçük bir engel, küçük bir tökezleme ya da bir anlık hata, ulaşılmak üzere olan büyük zaferlerin elden gitmesini sağlar. Yani insanların önünde, cennet ve cehennem gibi iki yol bulunmaktadır. Herkesin akıbeti bu iki sondan birisidir. Öyleyse şımarmak da kibirlenmek de, ümitsizliğe düşmek de insanın dengesini bozacağı için, öncelikle kötülüklerden ve kötü ahlaklardan arınmak ve o güzellikleri bir ömür boyu korumak gerekir. İnsanlara da itici ve antipatik bir kişilikle davranmak yerine, onlarla güzel ahlak ile münasebet kurmalıyız. Güzel ahlak; büyük hayırlar ve bereketler elde edilecek verimli bir arazi gibidir. Ahlak zaafiyeti ise; kıraç ve verimsiz bir araziye benzer.

 Dünya hayatı; ‘öğüt almak için yeterli olması’ anlamında uzundur, ‘sayılı günler çok çabuk geçer’ anlamında ise kısadır. O bakımından ömrün kıymetini bilmek lazımdır. Gaflet uykusundan uyanmak, uyarmak ve uyandırmak icap eder. Fakat bunu sabırla, ümitle, merhametle, güzel sözle, güler yüzle, yumuşak üslupla ve hikmetle yapmalıdır. Kızarak, söverek, bağırarak, tartışarak, kavga ederek, dışlayarak, kaba kişilikli ve katı kalpli olarak kimseye bir şey verilemez. Bu şekilde hareket eden kimsenin kendisi, bu kötü sıfatlardan arınmaya muhtaçken kime ne verebilir ki? İnsanlara kızarak ve eziyet ederek yardım etmeye kalkışan kimsenin hali, aç bir kimseye yemek yedirip de sonra verdiğini başa kakan kimse gibidir. Ya da bir kimsenin önüne çok leziz yemekler koyup da, yemeğe başlamadan önce ikram ettiği kimseye hakaret eden, kalbini kıran veya moralini bozup sonra da "hadi buyur, afiyet olsun" diyen kimsenin hali gibidir! Herkes bilir ki, morali bozulan bir kimsenin açlığı kalmaz. Kendisine hakaret eden kişinin yemeğine kimse icabet de etmek istemez. Bu gerçekleri göz ardı etmek genelde insanlar arası iletişimsizliklere ve önyargılara neden olmaktadır. Oysa kimsenin kalbine kimse söz geçiremez. İnsanın yapabileceği şey; medenice ve temel insanî ilkeler istikametinde insanlarla güzel geçinmek ve güzel ilişkiler kurmaktır. Bunu başarmadan, arkadaşlıktan da, komşuluktan da, ikramdan da, muhabbetten de söz etmek imkânsızdır!

Kur’an-ı Kerim’de yer alan ilk hitap kimleredir?

Kur'an'da pek çok kesime hitap şekilleri vardır. Ama Kur’an’daki ilk nidâ; tüm insanlaradır. Kur'an-ı Kerim'in ilk nidâsı; "Ey İnsanlar" diye başlıyor. Bu da Kur'an'ın tüm insanlık için bir hidâyet rehberi olduğunu gösterir.

 "Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, takvâ sahibi olasınız." (Bakara: 21)

Rabbimiz, Kitâbındaki bu ilk nidâsında tüm insanların kendisine iman etmelerini istiyor: "Allah'a ibâdet edin" demek, "Allah'ı birleyin" demektir. "Allah'ı birlemek", "Lâ İlâhe İllallah" demektir. Kişi bu kelimeyi içtenlikle kabul edip tasdik etmedikçe mü'min olamaz. Allah’a ibadet demek, Allah dışında kendisine tapınılan herkesi ve her şeyi terk ederek her konuda sadece Allah’a kulluk etmek anlamına gelir. Dolayısıyla Bakara Sûresinin 21. Ayeti, tüm insanları Tevhid'e yani İslam'a çağırıyor. İslam'ın diğer ismi Tevhid Dini'dir. İbâdetlerin başı da Allah'ı birlemektir. Çok kimse ibâdet deyince namaz, oruç anlamaktadır. Oysa o ibâdetler, Tevhid'i kabul edene farzdır. Yani, diğer bir ifadeyle kişi; Allah'ı birledikten sonra namaz, oruç, zekat, hacc gibi ibâdetlerle mükellef olur.

Demek oluyor ki, Âlemlerin Rabbi olan Rabbimiz, bütün insanlara her şeyin yaratıcısı olan kendisine kulluk edilmesini emretmektedir. Buna, “Tevhid akidesi” denir. Bu akide, her şeyin başıdır ve esasıdır. Her şey, bu itikada göre değerlenir. Tevhid varsa, Allah’ın rahmeti vardır; şirk varsa Allah’ın gazabı vardır.

 Tüm Peygamberler ümmetlerini Tevhid akidesini kabul etmeye çağırmışlardır. Peygamberimizin -müttefekun aleyh olan- bir Hadis'te bildirdiğine göre; kendisine Peygamberlerin ümmetleri gösterilmiştir... Bazı peygamberlerin biraz, bazılarının biraz çok, bazılarının beş tane, bazılarının on tane inananı var iken; bazılarının ise bir tane bile inananı olmamıştır. Demek ki hakkın tespitinde ölçü çevre ya da sayı değildir. Bazı Peygamberler, Allah’tan aldıkları Peygamberlik görevlerini layıkıyla yerine getirdikleri halde, kendilerine bir kişi bile inanmamıştır.

Hiçbir kimse o Peygamberlerin başarısız olduğunu söyleyemez! Onlar kendi vazifelerini yaptılar; insanların inanıp inanmaması kendilerinin seçimidir. İnsanların inanmamasından dolayı Peygamberler sorguya çekilmez; çünkü hidayete erecekleri en iyi bilen ve hidayete erdiren ancak Allah’tır. Bir kimse hidayete layık değilse, o kimsenin iman etmesi konusunda Peygamberimizin bile herhangi bir salahiyeti yoktur (Kasas: 56). Allah, her ümmete bir Peygamber göndermiştir (Yûnus: 47; Nahl: 36); yani Peygambersiz bir ümmet yoktur ama ümmetsiz Peygamber vardır (Buhârî, Tıbb, 17; Rikâk, 50).

Mü’minler; Tevhid akidesine sadakat ile insanlara güzel muamele etmek arasındaki dengeyi güzellikle sağlamalıdırlar. Birisine yönelirken, diğerini ihmal etmek; ya ifrata ya da tefrite yol açmaktadır. Allah ise, kullarına adil olmalarını ve ölçülü davranmalarını emretmiştir.

“Böylece sizi vasat bir ümmet kıldık…” (Bakara: 143)

“Vasat” kelimesi; adaletli, dengeli, hayırlı ve aşırılıktan uzak demektir. İslam’da aşırılık, zulüm, dengesizlik ve tutarsızlık yoktur. Kendisini “Müslüman” olarak niteleyenlerin kusurlarını İslam’a nispet etmek de zulümdür. Zira insanlar hatasız değildir; kusursuz olan İslam dininin kendisidir.

Yusuf Semmak

Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 10/11/2013 | Yorum(0) | Yorum yaz
YORUM YAZINIZ
İSMİNİZ

E-Posta (Gizli)

Web siteniz

Yorumunuz

Güvenlik kodu
21.04.2026Salı
Son Konular .: 147- İnşikak Suresi (Seri' Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 146- İnfitar Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 145- Alimlerden Birine Soruldu! | Yusuf Semmak
.: 144- Sabah-Akşam Zikirleri | Yusuf Semmak
.: 143- Fecr Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 142- Abese Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 141- Ğaşiye Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 140- Leyl Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 139- Şems Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 138- Fatiha ve 10 Kısa Sure (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 137- Tarık Sûresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 136- Beled Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 135- Nebe Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 134- Hümeze Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 133- Beyyine Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 132- Alak Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 131- Duha Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 130- A'la Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 129- Buruc Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 128- Tekvir Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 127- Hasta İçin Okunacak Dualar! | Yusuf Semmak
.: 126- Her Köşeye ve Her Kişiye Tevhid'i Duyurun! | Yusuf Semmak
.: 125- Ru'yetullah'ı Reddedenlere Reddiye! | Kesitler-3 | Yusuf Semmak
.: 124- Kelime-i Şehadet Nedir? | Kesitler-2 | Yusuf Semmak
.: 123- Tağutu İnkar Etmek İmanın Şartıdır! | Yusuf Semmak
.: 122- Zerre Kadar İman Nedir? | Kesitler-1 | Yusuf Semmak
.: 121- Alın Yazgısı, Kader | Yusuf Semmak
.: 120- İlim Ne İçindir? Kimlere İlim Ehli Denir? | Yusuf Semmak
.: 119- Tekfircilik! | Yusuf Semmak
.: 118- Kur'an ve Sünnet'in Arasını Ayırma! | Yusuf Semmak
.: 117- Tevhid'i Nasıl Anlamalıyız? | Yusuf Semmak
.: 116- Sosyal Medyada Ne Paylaşalım? | Yusuf Semmak
.: NASİHATLER 17
Son Yorumlar
Yusuf Semmak
⏳ Ey İslâm Ümmeti! İlk vazi
Yusuf Semmak
✍️ Derdin ilimse, im
misafir
Nice
Yusuf Semmak
🔸 Rabbimiz, yolunu kaybed
Yusuf Semmak
Kadr Gecesi sebebiyle duâ ediyoru
Yusuf Semmak
Rabbimiz kalan ömrümüzü geçen ömr
Yusuf Semmak
☝️ "Tâğûta ibâdet et
Yusuf Semmak
✍ Sıla-i rahmin ömrü ve rız
Yusuf Semmak
BUNLAR HİÇ EŞİT OLUR MU?! 1- "
Yusuf Semmak
Arkadaşlar, videoyu paylaşalım!
Yusuf Semmak
Bu konuda üç Âyet-i Kerîme zikred
misafir
Thankks forr sharing your thought
Oğuzhan
Admin çok teşekkürler.
İsmail
Yüce ALLAH cc razı olsun sizden h
Yusuf Semmak
Ve aleyküm selâm kardeşim. Tâbi
Bekir Yetginbal
Canım kardeşim selamualeykum GÜN
Bekir Yetginbal
Ey Rabbim bu kulunun gayretlerini
Mahmut
Selamünaleykum Yusuf peygamberin
Ufuk
Çok güzel
Şeyma
Bu nadide soru ve cevapları için
Ahmet
Doyurucu bir yorum Teşekkürler
Yusuf Semmak
Son mısralar/dizeler hep "Lâm" ha
Baraa
Bence çoooook güzel bir site
ali
İlmî Arapça Sayfası http://www
ali
Faydalı Bir Maksud Programı http
ali
Faydalı Bir Emsile Programı http
Yusuf Semmak
BU DERSTE İŞLENEN BAŞLICA MEVZULA
Derya Atan
Ağzınıza, yüreğinize sağlık hocam
Firdevs Sevgi
inş güzeldit.
misafir
⭐⭐⭐⭐&
mustafa
Abi çook teşekküür ederim
Medine
Cenetin kapısın geçmek istiyom
Yusuf Semmak
Namazda Salli-Bârik okurken, Peyg
© 2012 YUSUFSEMMAK.COM