1- Sayfa numaraları aslıyla bire bir aynı olan Arapça Mecmûu'l Fetâvâ indir! KLASİK DENEME SINAVI: Emsile kitabını bitirenler ve bu düzeyde olanlar için klasik tarzda hazırlanmış 80 sorudan oluşan deneme sınavıdır. Test usûlü yerine klasik usûlün tercih edilmesinin nedeni, analitik düşünmeyi ve sağlıklı fikir yürütmeyi sağlamak ve bilgiyi ön plana çıkarmaktır. Bu tür sınavlar, bilginin öneminin kavranmasını sağlar. Zira insan, soruyla yüz yüzedir; bilgi dağarcığı, düşüncesi ve mantığı ile soruyu çözmek zorundadır. Test yönteminde olduğu gibi, aralarından seçim yapılacak seçenekler yoktur. Doğru seçim ya da doğru cevap, zihindeki bilgiler arasından olmak durumundadır. Klasik yöntemdeki bu tür tecrübeler, okumanın ve öğrenmenin öneminin daha iyi anlaşılmasını sağlar. Çoğu zaman test usûlünde seçeneklere güvenilir ve onların içerisinden doğrunun tahmin edilebileceği ya da hatırlanabileceği düşünülür. Bu düşünce de, insanı tembelliğe itebilir... Soruların cevapları PDF formatında en sonda yer almaktadır. Sınavdan sonra, "sorular ve cevapları" indirilerek/okunarak başarı seviyesi -mevcut puanlamaya göre- "not olarak" tespit edilebilir. Başarılar dileriz... “NASİHATLER 7” isimli yazımızda;
Magazin, nazar, “ameller niyetlere göredir” Hadîsinin açıklaması, şirk, gıybet-iftirâ, takvâ mescidleri-çarşılar, Tevhîd ve iman daveti karşısında “ölüm baygınlığında olan kimsenin bakışı gibi bakmak”, internet dünyası, okuma özürlüler, yedi yaşına geldiklerinde çocuklara namaz kılmayı öğretmenin gereği, Müslümanın hesaba çekileceği ilk amelinin namaz olduğu, hidâyet-doğruluk, Hz. Yûsuf’a atılan iftirânın reddi, tevbe etmeden ölenlerin şirk günahlarının asla affedilmeyeceği, başkalarının elindekilere bakıp kendini aşağı görme psikolojisinin yanlışlığına dair bir diyalog, geçmişte Müslümanlardan zuhûr eden kerâmetlerin ve hârikülâdeliklerin çokluğu ve hikmeti, “sihirbaz-râhib-çocuk” kıssası ve Ashâb-ı Uhdûd mevzuu, gömlek değiştirir gibi akîde değiştirmek, mü’mine hanımların ziynetlerini göstermeleri ile kendiliğinden görünmesinin anlam farkı, hayatın tartışma ve polemikler üzerine kurulu olmadığı, nefsin isteklerini tatmin uğrunda yaşarken Tevhîd’den uzak düşüp ömür sermayesini hebâ etme mevzuu, Bir Müslümanın, “imanlı olarak ve sevabını da yalnız Allah’tan bekleyerek” yaptığı sâlih amelinin asla küçümsenmemesi gerektiği, “tasavvuf” kelimesinin anlam ve kökeni, Hadîs nakleden kimsenin söylediği ve/veya yazdığı Hadîsi tahkîk edip kaynağını belirterek başkasına aktarmasının gerekliliği, “kopyala-yapıştır” yöntemiyle Hadîs nakledilemeyeceği, İsrâiliyyâtın üç kısım olması, çok ve boş konuşmayı terk etmeyi öğrenmenin bir takım ma’lûmatları öğrenmekten daha zor olduğunun beyanı, Firavun siyasetinin esasının, halkı sınıflara/tabakalara ayırıp, bir kısmını yüceltirken diğerlerini de alçaltıp ezmekten ibaret olduğu, Kur’ân’ın Sûreleri, cüzleri, hizbleri hakkında kısa notlar, Kur’ân’da 12 kez geçen: “Artık o gün yalanlayanların vay hâline!” İlâhî buyruğu hakkında açıklamalar, insanın, ya cömert ya savurgan ya da cimri olduğu meselesi, namaz kılarken bazı hayvanlara özgü davranışlardan sakınmak gerektiği, hikmet, en hayırlı ve en kötü insanın kimler olduğu, insanların “huy-kişilik-inanç ve davranış biçimleri” dünyada insan manzaralarının farklılığını ve çeşitliliğini oluşturduğu, teblîğ’in “hikmet” ve “güzel öğüt”le olması gerektiğinin beyanı, “Yûnus” ve “Yûsuf” isimlerinin altışar türlü söylenişlerinin olduğunun beyanı, gıybet hastalığının bir bakıma insan eti yeme vahşetine mübtelâ olmak gibi olduğu, her vesileyle nefis muhâsebesi yapmanın gerekliliği, “ümmet” kavramının anlamı ve kaça ayrıldığı, “hidâyet” kavramının anlamı ve kaça ayrıldığı, yiğitlik başlıkları olmak üzere 41 tane konuyu ele almaktayız.
Rabbim, bu mütevazı açıklamalarımızı, insanların okuyup, amel etmelerine, tefekkür edip âhiret azığına dönüştürmelerine, hidâyetlere ve imanların artmasına vesile kılsın. Sebep olduğu hayırlardan müsebbibini de müstefîd eylesin. Âmîn. İmam Nesefî rahımehullâh'ın Metnu'l-Akâidini esas aldığımız bu üçüncü dersimizde; Sofestâiyye, safsata, felsefe, filozof, sûfî ve tasavvuf kelimelerinin anlam ve kökeni, aklın tanımı, delâleti zannî ve müteşâbih Nakillerde aklın nakle takdîmi, sağlıklı bir akıl ile sahîh bir naklin birbirine zıt olmayacağı meselelerini ele almaktayız... Ayrıca Allah'ın zâtî ve subûtî sıfatları işlenmektedir. Hayırlara vesile olmasını dileriz. Bu ikinci derste, Nesefî metni esas alınarak; ilim elde etme sebeplerinden olan "Akıl" konusu işlenmektedir. Bu kapsamda akıl ile nakil karşı karşıya gelirse naklin akla tercih edilmesi gerektiği, sahîh nakil ile selîm aklın asla çatışmayacağı, akıl ile Nass arasında zâhiren zıtlık olursa ya aklın sağlıklı olmadığı ya da naklin sahîh olmadığı meseleleri, istidlâlî ilim ile iktisâbî ilim konuları üzerinde durulmaktadır. Ayrıca ilhâm'ın, ilim elde etme sebeplerinden olmadığı mevzuu, âlemlerin bütün parçalarıyla sonradan yaratıldığı ve yaratılan her şeyin bir yaratıcısının olduğu gerçeği, a'yân ve araz meseleleri izah edilmektedir. Hayırlara vesile olmasını dileriz. Suheyb er-Rûmî radıyallâhu anh’den rivâyet edildiğine göre; Rasûlullah aleyhisselâm şöyle buyurmuştur:
“Sizden öncekiler arasında bir kral vardı. Onun da bir sihirbazı vardı. Bu sihirbaz yaşlanınca krala: Ben yaşlandım. Bu sebeple bana sihri öğreteceğim bir çocuk gönder, dedi.
(Kral da) ona kendisine sihir öğretsin diye bir çocuk gönderdi. Bu çocuk yoluna gittiği zaman yolu üzerinde bir rahip vardı. Bu rahibin yanına oturup onun söylediklerini dinledi. Dinledikleri hoşuna gitti. Bundan dolayı sihirbaza gittiği zaman rahib'e de uğrar, onun yanında bir süre otururdu. Sihirbazın yanına gittiği zaman sihirbaz onu döverdi... Rahmân ve Rahîm olan Allah’a hamdederek söze başlıyoruz.
EY AKRABALAR!
ALLAH'IN EMRETTİĞİ GİBİ İMAN ETME ZAMANINIZ HÂLÂ GELMEDİ Mİ?
ANA-BABANIZA, BÜYÜKLERİNİZE KARŞI VEFÂ BORCUNUZU ONLARIN HİDÂYETİNE VESİLE OLARAK ÖDEYİNİZ.
BUNUN OLMASI İÇİN DE, ELBETTE SİZİN DE TEVHÎD EHLİ MÜ'MİNLER OLMANIZ GEREKİR.
ANA, BABA, OĞUL, KIZ, TORUN, DEDE, NİNE, KARDEŞ, BACI, AMCA, DAYI, TEYZE, HALA, YEĞEN VE DİĞER YAKINLARINIZIN CENNETE GİRMESİNİ Mİ İSTİYORSUNUZ?
O HALDE, ONLAR CENNET İÇİN ÇALIŞMIYORLARSA, SİZ ONLARI ŞİRK VE KÜFÜR UYKUSUNDAN UYANDIRMAYA ÇALIŞIN.
AMA İNSAN KENDİSİ UYANMADAN UYANDIRAMAZ!
ALLAH İÇİN, KENDİMİZE GELELİM. BU DÜNYANIN KURULDUĞU GÜNDEN KIYÂMETE KADAR EN ÖNEMLİ GÜNDEM MADDESİ HİÇ ŞÜPHESİZ Kİ TEVHÎD'DİR. YANİ YALNIZCA ALLAH'A KULLUK ETMEK VE BAŞKALARINA TAPINMAMAK!
ÂHİRETTE DE TEVHÎD İNANCINI KABUL ETMİŞ KİMSELER KURTULUŞA ERECEK, TEVHÎD İNANCINI BÜTÜN OLARAK KABUL ETMEYEN MÜŞRİKLER İSE EBEDÎ AZABA MAHKÛM VE MECBÛR OLACAKLARDIR.
AMAN DİKKAT! Ömer Nesefî (rh.a)'in, "El-Akâidü’n Nesefiyye" isimli risâlesinin metnini esas aldığımız bu dersimizde, gerek İmam Mâturidî gerekse İmam Eş'arî ekolünden herhangi birine, takım tutar gibi her konuda –muhkem bir meseleye şüphesiz inanır gibi- bağlanmak yerine; bu iki âlimin görüşlerinden hangisi Selef-i Sâlihîn'in i'tikâd, görüş, menhec ve metoduna uygun ise ona uyulması en selâmetli yoldur. Zira Rabbimiz, Muhâcirîn ve Ensâr'ın, ilk ve öncü şahsiyetlerinden râzı olduğunu ve onlara en güzel şekilde ittibâ edenlerden de râzı olduğunu/olacağını haber vermiştir. Bu nedenle her Müslüman, Kur'an ve Sünnet'e, Ashâb-ı Kirâm'ın anlayıp iman ettiği gibi tâbi olmak zorundadır. Çünkü onlar, Rasûlullah tarafından Allah'ın dininin kendilerine teblîğ, ta'lîm, tebyîn edildiği ve Allah'ın vahyi ile kendilerinin tezkiye edilip arındırıldığı kimselerdir. Vahiy de onların yaşadığı dönemde indirilmiştir. Onların İslâm'ı en iyi bilen kimseler oldukları herkesçe ma’lûmdur. Onların, Peygamberimizden öğrendikleri din ve fıkhın dışındaki anlayışları, sırf isimleri büyük âlimler söylediler/söylüyorlar diye itirazsız kabul etmek yanlıştır. Neticede şunu kabul etmek gerekir ki, önünde-sonunda ancak vahye uyulur/uyulması gerekir. İnsanların sözleri –ictihâd anlamında- yanlış ise, doğru olan görüşe uymak büyük bir fazilettir. Zaten ictihâd’da hata eden âlimler de bunu söylemektedirler ve istemektedirler. Zira hiçbir kimsenin sözü Nass’ın yerine geçirilemez. Ve gerçek ortaya çıkmış olmasına rağmen, bir takım mensûbiyet ve taassuplar nedeniyle insanların reyine uyulamaz! Kur'an-ı Kerîm'de bize haber verilen ve peygamber olduklarında ittifâk bulunan 25 peygamber bulunmaktadır. Üzeyr, Lokman ve Zülkarneyn’in ise peygamber olup olmadıkları meselesi ihtilâflıdır. Peygamberlerin sayısı, Kur'an'da haber verilenlerden ibaret değildir. Bir rivâyete göre 124 bin, başka bir rivâyete göre ise 224 bin peygamber gönderildiği bildirilmektedir. İhtilâflar bir yana, önemli olan; peygamberlerin sayısı değil, Yüce Rabbimizin dünyanın her tarafına peygamber göndermiş olmasıdır. Ulemâ arasında bir diğer tartışma ise, kadınlardan peygamber olup olmayacağı meselesidir. İmam Mâtüridî'ye göre, Nassların da delâlet ettiği gibi, peygamberlikte "erkeklik" şarttır. Ama İmam Eş'arî'ye göre, peygamber gönderilmek için erkek olmak şart değildir. Bu görüşü sebebiyle, İmam Eş'arî; Hz. Âdem'in hanımı Havvâ, Hz. İbrâhîm'in hanımları Sâre ve Hâcer, Hz. Mûsâ'nın annesi, Firavun'un hanımı Âsiye ve Hz. Îsâ'nın annesi Meryem'in de peygamber olduğu düşüncesindedir. Âlimlerin cumhûruna göre ise, kadınlardan peygamber gelmemiştir. "Peygamberlere iman" hakkındaki tutumumuz; isimleri açıkça bildirilmiş olanlara ismen, kendilerinden bahsedilmemiş olanlara ise icmâlen -Rabbimiz her ne kadar peygamber göndermişse hepsine topluca- iman etmektir. Peygamberimizden önce gönderilmiş peygamberler hakkında test usûlü ile bilgilerimizi tazelemeye, bilmediğimiz şeyleri öğrenmeye ve peygamberlerin mücâdelelerini daha yakından etraflıca öğrenmeye ve öğrendiklerimizle onları örnek almaya ne dersiniz? İbn-i Abbas radıyallâhu anhumâ’dan rivâyet edilmiştir:
“Kadınların uzun etekli elbise kullanmaları İsmâîl'in anası Hâcer tarafından konulmuş bir âdettir. Hâcer, Sâre'den izini gizlemek için uzun eteklik giymişti.
İbrâhîm, Hâcer'le evlenip İsmâîl doğduktan sonra emzirmekte olduğu bu oğlu ile beraber (Sâre'nin saldırısından korumak için Şam'dan çıkıp) Mekke'ye geldi. Nihâyet Hâcer'le İsmâîl'i Mescid'in (bugün bulunduğu) yerin ve Mescid'in yüksek bir yerindeki zemzem kuyusunun yukarısında büyük bir ağacın yanına bıraktı. O tarihte Mekke'de hiçbir kimse yoktu. Hatta içecek su da yoktu. İşte İbrâ¬hîm bu ana ve oğlu buraya bıraktı. Yanlarına içi hurma dolu meşin bir dağarcık, içi su dolu bir kırba bıraktı. Sonra İbrâhîm kendi (Şam'a) gitmek üzere döndü. İsmâîl'in anası Hâcer de arkasından onu takip etti de:
— Ey İbrâhîm! Bizi bu vâdide bırakıp da nereye gidiyorsun? Öyle bir vâdi ki, ne görüp görüşecek bir ins var, ne de başka bir hayat eseri şey var, dedi.
Hâcer bu sözlerini tekrar tekrar söyledi ise de İbrâhîm ona dönüp bakmadı. Nihâyet Hâcer ona:
— Bizi burada bırakmayı sana Allah mı emretti? Diye sordu.
İbrâhîm:
—Evet, Allah emretti! Diye cevap verdi.
Bunun üzerine Hâcer:
— Öyleyse O bizi zâyi' etmez, korur! Dedi. |
KATEGORİLER
27.07.2026Pazartesi
Son Yorumlar
Yusuf Semmak Videoda, dünyanın sonunda gerçekl Yusuf Semmak ☝ Allah Azze ve Celle buyur Yusuf Semmak ⏳ Ey İslâm Ümmeti! İlk vazi Yusuf Semmak ✍️ Derdin ilimse, im misafir Nice Yusuf Semmak 🔸 Rabbimiz, yolunu kaybed Yusuf Semmak Kadr Gecesi sebebiyle duâ ediyoru Yusuf Semmak Rabbimiz kalan ömrümüzü geçen ömr Yusuf Semmak ☝️ "Tâğûta ibâdet et Yusuf Semmak ✍ Sıla-i rahmin ömrü ve rız Yusuf Semmak BUNLAR HİÇ EŞİT OLUR MU?! 1- " Yusuf Semmak Arkadaşlar, videoyu paylaşalım! Yusuf Semmak Bu konuda üç Âyet-i Kerîme zikred misafir Thankks forr sharing your thought Oğuzhan Admin çok teşekkürler. İsmail Yüce ALLAH cc razı olsun sizden h Yusuf Semmak Ve aleyküm selâm kardeşim. Tâbi Bekir Yetginbal Canım kardeşim selamualeykum GÜN Bekir Yetginbal Ey Rabbim bu kulunun gayretlerini Mahmut Selamünaleykum Yusuf peygamberin Ufuk Çok güzel Şeyma Bu nadide soru ve cevapları için Ahmet Doyurucu bir yorum Teşekkürler Yusuf Semmak Son mısralar/dizeler hep "Lâm" ha Baraa Bence çoooook güzel bir site ali İlmî Arapça Sayfası http://www ali Faydalı Bir Maksud Programı http ali Faydalı Bir Emsile Programı http Yusuf Semmak BU DERSTE İŞLENEN BAŞLICA MEVZULA Derya Atan Ağzınıza, yüreğinize sağlık hocam Firdevs Sevgi inş güzeldit. misafir ⭐⭐⭐⭐& mustafa Abi çook teşekküür ederim |